Rüşvet suçunda, 'irtikap' suçu ile 'görevi kötüye kullanma' suçları arasındaki farkı Yargıtay'ın kararları çerçevesinde inceleyiniz. Özellikle, 6352 sayılı Kanun ile TCK m.257/3'ün kaldırılması ve TCK m.252'de yapılan değişikliklerin bu suçlar arasındaki ayrımı nasıl etkilediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261561

İrtikap suçu, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya vaatte bulunmaya icbar ya da ikna etmesi veya kanunen almaması gereken şeyi, muhatabının hatasından yararlanarak alması ile oluşur. 'İcbar' manevi cebir anlamındadır ve mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli, ciddi ve kolaylıkla kurtulunamayacak bir zorlama olmalıdır. Görevi kötüye kullanma (TCK m.257) ise, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olması veya kişilere haksız menfaat sağlamasıdır. 05.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun ile TCK m.257/3 (görevinin gereklerine uygun davranması için çıkar sağlama) yürürlükten kaldırılmış ve TCK m.252'deki rüşvet tanımı genişletilmiştir. Bu değişiklikle, görevinin gereklerine uygun davranması için kişilerden kendisine çıkar sağlamak fiili rüşvet suçuna dahil edilmiştir. Yargıtay'a göre, bu değişiklikten sonra kamu görevlisinin görevi nedeniyle yarar sağlaması durumunda oluşan suç ya rüşvet ya da irtikap olabilecektir. Eğer kamu görevlisinin davranışı mağdurun iradesini icbar boyutunda baskı altına almışsa irtikap, icbar boyutuna varmayan telkin, öneri veya teşvik niteliğindeyse ve taraflar arasında serbest iradeye dayalı bir anlaşma varsa rüşvet suçu gündeme gelir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - 2023/81 E., 2023/149 K.).