Dava sürecinde, davalıya tebligatın usulüne uygun yapılmamasının veya bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesinin 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m.27) açısından doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir? Yargıtay'ın bu tür usuli eksikliklere yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261558

Dava sürecinde, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmaması veya bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi, HMK m.27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı'nın (adil yargılanma hakkının temel bir unsuru) ihlali anlamına gelir. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların yargılama ile ilgili bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini ve yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılar. HMK m.280 ve 281'de bilirkişi raporunun taraflara tebliği hususu açıkça düzenlenmiştir. Yargıtay, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden veya bilirkişi raporu tebliğ edilmeden karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak bozma nedeni saymaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - 2017/3744 K.; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2017/1788 K.; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi - 2017/2991 K.). Bu tür usuli eksiklikler, adil yargılanma hakkının temel güvencelerini zedeler ve kararın hukuka aykırı hale gelmesine yol açar.