HMK m. 320/3'e göre basit yargılama usulünde mahkeme, tahkikatı ilk duruşma hariç iki duruşmada tamamlamak ve duruşmalar arasını bir aydan uzun tutmamak zorundadır. Bu kuralın istisnaları nelerdir ve hakimin bu istisnalara başvurabilmesi için hangi usuli yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261534

HMK m. 320/3'te düzenlenen, tahkikatın azami üç duruşmada (ilk duruşma + iki duruşma) ve duruşma aralarının bir ayı geçmeyecek şekilde tamamlanması kuralı, basit yargılama usulünün seri bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlayan emredici bir hükümdür. Ancak kanun koyucu, yargılamanın doğasındaki bazı zorunlulukları öngörerek bu katı kurala istisnalar tanımıştır. **Kuralın İstisnaları**: Metindeki madde metni ve gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, hakim aşağıdaki **zorunlu hâllerde** bu kuralın dışına çıkabilir: 1. **Bilirkişi İncelemesinin Uzaması**: Uyuşmazlığın çözümü için alınan bilirkişi raporunun hazırlanması veya ek rapor alınması sürecinin, işin niteliği gereği (örneğin karmaşık bir mühendislik hesabı, adli tıp incelemesi vb.) bir aydan veya öngörülen duruşma sayısından daha uzun sürmesi. 2. **İstinabe Yoluyla Tahkikat İşlemlerinin Yürütülmesi**: Davayla ilgili bir tanığın başka bir şehirde dinlenmesi (istinabe) veya bir delilin başka bir mahkeme aracılığıyla toplanması gibi işlemlerin, mahkemeler arası yazışma ve işlem süreçleri nedeniyle uzaması. 3. **Bunlara Benzer Diğer Zorunlu Haller**: Kanunda sayılan bu iki örnek sınırlayıcı değildir. Hakimin takdirine göre, davanın makul sürede sonuçlanmasını engelleyen, hakimin iradesi dışındaki diğer zorunlu ve objektif nedenler de bu kapsamda değerlendirilebilir. **Hakimin Usuli Yükümlülüğü**: Hakimin bu istisnalara dayanarak kuralın dışına çıkabilmesi, keyfi bir yetki değildir. HMK m. 320/3, hakime önemli bir usuli yükümlülük getirmiştir: **Gerekçesini Belirtme Zorunluluğu**. * Hakim, duruşmayı neden bir aydan daha ileri bir tarihe attığını veya neden ikiden (toplamda üçten) fazla duruşma yaptığını, bu kararına dayanak olan zorunlu hali (bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe evrakının beklenmesi vb.) **ara kararında açıkça belirtmek zorundadır**. * Metindeki madde gerekçesinde de bu durumun önemi vurgulanmıştır: *'Bu şekilde yazılacak gerekçede de soyut ve genel açıklamalar değil, somut ve olaya uygun vakıalar açıklanmalıdır.'* Yani, 'işin yoğunluğu' gibi soyut bir gerekçe yeterli değildir; hangi bilirkişi raporunun beklendiği, hangi istinabe cevabının gelmediği gibi somut olgulara dayanılmalıdır. Bu gerekçe belirtme zorunluluğu, hakimin takdir yetkisini keyfi kullanmasını önlemeyi, taraflara yargılamanın neden uzadığı konusunda şeffaflık sağlamayı ve Yargıtay denetimine olanak tanımayı amaçlayan bir güvencedir.