TCK m.252/8, rüşvet suçunun uygulama alanını özel hukuk tüzel kişilerini de kapsayacak şekilde genişletmektedir. Bu fıkrada sayılan kuruluşlar (örneğin, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler, halka açık anonim şirketler) adına hareket eden bir kişiye, görevinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması amacıyla menfaat sağlanması durumunda, bu kişinin kamu görevlisi olup olmamasının bir önemi var mıdır? Bu düzenlemenin amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261531

Hayır, TCK m. 252/8'de sayılan kuruluşlar adına hareket eden kişinin rüşvet suçunun faili olabilmesi için **kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımamasının bir önemi yoktur.** Kanun maddesi bu hususu '...kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın...' ifadesiyle açıkça belirtmektedir. Bu düzenleme, rüşvet suçunun geleneksel tanımını aşarak, kamusal niteliği veya toplumsal etkisi yüksek olan özel hukuk tüzel kişiliklerindeki yolsuzluklarla mücadele etmeyi amaçlayan modern bir yaklaşımdır. **Düzenlemenin Analizi ve Amacı**: 1. **Failin Niteliği**: Normalde TCK m. 252/2'ye göre rüşvet alanın 'kamu görevlisi' olması şarttır. Ancak m. 252/8, bu şartı fıkrada sayılan kuruluşlar için kaldırmaktadır. Örneğin, bir kooperatifin başkanı veya halka açık bir şirketin satın alma müdürü, TCK anlamında kamu görevlisi olmasa bile, göreviyle ilgili bir iş karşılığında menfaat temin ederse, rüşvet suçunun faili olur. Aynı şekilde, bu kişiye menfaat sağlayan da rüşvet veren olarak cezalandırılır. 2. **Kapsamdaki Kuruluşlar**: Fıkra, kapsamı sınırlı olarak saymıştır: * Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (Barolar, Tabipler Odası vb.) * Kamu iştiraki olan şirketler * Kamuya bağlı vakıflar * Kamu yararına çalışan dernekler * Kooperatifler * Halka açık anonim şirketler 3. **Düzenlemenin Amacı**: Bu düzenlemenin temel amacı, sadece devlet idaresinin değil, aynı zamanda toplumun genelini etkileyen, kamusal fonları kullanan, kamusal güvene dayalı olarak faaliyet gösteren veya geniş bir yatırımcı kitlesine karşı sorumlu olan önemli özel kuruluşların da işleyişindeki dürüstlüğü ve şeffaflığı korumaktır. * **Ekonomik Güvenin Korunması**: Halka açık şirketlerdeki rüşvet, hem o şirketin hissedarlarına hem de genel olarak sermaye piyasalarına olan güvene zarar verir. * **Sosyal Güvenin Korunması**: Kamu yararına çalışan bir dernek veya vakıftaki rüşvet, sivil topluma ve hayırseverlik faaliyetlerine duyulan güveni sarsar. * **Yolsuzlukla Kapsamlı Mücadele**: Bu düzenleme, yolsuzluğun sadece kamu sektöründe değil, kamusal etkiye sahip özel sektör alanlarında da ciddi bir sorun olduğunu kabul eder ve ceza hukukunun kapsamını bu alanlardaki yolsuzluk fiillerini de içerecek şekilde genişletir. Bu, aynı zamanda uluslararası sözleşmelerin (örneğin, OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi) bir gereğidir.