HMK m.320/1'de düzenlenen 'mümkün olan hallerde dosya üzerinden karar verme' kuralı ile HMK m.27'deki 'hukuki dinlenilme hakkı' arasında nasıl bir denge kurulmalıdır? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/307 sayılı kararında belirtildiği gibi, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarını toplayıp duruşma açmadan karar vermesi hangi durumlarda hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261530

HMK m. 320/1'deki 'dosya üzerinden karar verme' kuralı, basit yargılama usulünün hızını ve etkinliğini artırmayı amaçlayan istisnai bir hükümdür. Bu kuralın uygulanması, HMK m. 27'de güvence altına alınan ve adil yargılanma hakkının temel taşı olan 'hukuki dinlenilme hakkı'nı ihlal etmemelidir. Bu iki hüküm arasında kurulması gereken denge, yargılamanın hem hızlı hem de adil olmasını sağlamaktır. **Dengenin Kurulması ve İhlalin Gerçekleştiği Durumlar**: 1. **Tahkikat Gerektirmeyen Haller**: Dosya üzerinden karar verilebilecek 'mümkün olan haller', kural olarak tahkikat yapılmasını gerektirmeyen durumlardır. Eğer uyuşmazlık sadece hukuki bir meselenin çözümünü gerektiriyorsa veya tarafların sunduğu kesin deliller (senet, kesinleşmiş mahkeme kararı vb.) karar için yeterliyse, duruşma açılmadan karar verilebilir. Bu durumda hukuki dinlenilme hakkı, taraflara dilekçelerini sunma ve delillerini bildirme imkanı tanınmakla sağlanmış olur. 2. **Tahkikat Gerektiren Haller ve İhlal**: Uyuşmazlığın çözümü; tanık dinlenmesini, bilirkişi incelemesi yapılmasını, keşif icrasını veya tarafların beyanlarının alınarak maddi vakıaların aydınlatılmasını gerektiriyorsa, bu durumda dosya üzerinden karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelir. Çünkü bu hak, sadece yazılı beyanda bulunmayı değil, aynı zamanda duruşmada sözlü olarak açıklama yapma, delilleri tartışma ve mahkemenin sorularına cevap verme imkanını da içerir. **Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/307 Sayılı Kararı Çerçevesinde Analiz**: Metinde alıntılanan bu kararda Yargıtay, tarafların hukuki dinlenilme hakkı bağlamında ilk derece mahkemesince duruşma yapılmasının kural olduğunu, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarını toplayıp duruşma açarak ve tarafların açıklamalarını dinledikten sonra karar vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin dosya üzerinden karar vermesini 'hatalı' bularak bozmuştur. Bu ve benzeri Yargıtay kararlarına göre, aşağıdaki durumlarda dosya üzerinden karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder: * **Delillerin Tartışılması Gerekiyorsa**: Tarafların sunduğu delillerin (özellikle takdiri delillerin) değerlendirilmesi ve tartışılması gerekiyorsa. * **Bilirkişi Raporuna İtiraz Hakkı**: Alınan bir bilirkişi raporuna tarafların itiraz etme ve bu itirazlarını sözlü olarak açıklama hakkı tanınmadan karar verilmesi (Yargıtay 22. HD 2015/17229 K.). * **Maddi Vakıalar Belirsizse**: Davanın temelini oluşturan maddi vakıalar konusunda taraflar arasında bir çekişme varsa ve bu vakıaların aydınlatılması gerekiyorsa. * **Mahkemenin Re'sen Delil Toplaması**: Mahkeme, mevcut delilleri yeterli görmeyip kendiliğinden yeni bir delil (örneğin bir kurumdan belge getirtme) topluyorsa, bu delil hakkında taraflara beyanda bulunma hakkı vermeden karar veremez (YHGK 2017/1820 E.). Sonuç olarak, HMK m. 320/1'deki yetki, sadece dilekçeler ve ekindeki belgelerin uyuşmazlığı çözmeye mutlak surette yettiği, hiçbir tahkikat işlemine gerek duyulmayan, son derece sınırlı hallerde kullanılabilir. Aksi takdirde, duruşma açılmadan karar verilmesi, HMK m. 27'nin ve Anayasa m. 36'nın ihlali anlamına gelir.