Vesayet işleri gibi çekişmesiz yargı işlerinde de kural olarak basit yargılama usulü uygulanır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2018/439 sayılı kararında, vesayet altına alınma istemiyle ilgili bir davada, mahkemenin duruşma yapmaksızın dosya üzerinden karar vermesi bozulmuştur. HMK m. 320/1'in tanıdığı 'dosya üzerinden karar verme' yetkisinin, vesayet gibi kamu düzenini ilgilendiren ve ilgili kişinin dinlenmesini gerektiren çekişmesiz yargı işlerindeki uygulanabilirliğini, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) çerçevesinde tartışınız.
HMK m. 320/1, basit yargılama usulünde mahkemeye 'mümkün olan hâllerde' dosya üzerinden karar verme yetkisi tanırken, bu yetkinin sınırları özellikle kamu düzenini ilgilendiren ve kişilerin temel haklarına doğrudan etki eden çekişmesiz yargı işlerinde daralmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2018/439 sayılı kararı bu sınırları netleştirmektedir. **Hukuki Değerlendirme**: 1. **Hukuki Dinlenilme Hakkının Önceliği (HMK m. 27)**: Bu hak, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur ve tarafların (veya çekişmesiz yargıda ilgili kişinin) yargılama hakkında bilgi sahibi olmasını, iddia ve savunmalarını (veya beyanlarını) dile getirme imkanına sahip olmasını gerektirir. Vesayet altına alınma gibi bir işlem, kişinin medeni haklarını temelden kısıtladığı için, hakkında işlem yapılan kişinin bizzat dinlenmesi, görüşünün alınması ve durumunun mahkeme tarafından doğrudan gözlemlenmesi bu hakkın vazgeçilmez bir parçasıdır. 2. **'Mümkün Olan Hâller'in Yorumu**: HMK m. 320/1'deki 'mümkün olan hâller' ifadesi, kanunun duruşma yapılmasını zorunlu kılmadığı ve tahkikatı gerektirmeyen durumlarla sınırlıdır. Ancak, TMK'nın vesayete ilişkin hükümleri (örneğin kısıtlı adayının dinlenmesi gerekliliği gibi) ve HMK m. 27'deki temel ilke, bu tür davaların dosya üzerinden karara bağlanmasının 'mümkün olmadığını' ortaya koyar. 3. **Yargıtay Kararının Gerekçesi**: Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, kanunun açıkça duruşma açılmasını veya ilgili kişinin dinlenmesini emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez. Mahkemenin, kısıtlı adayını bizzat görmeden, onun beyanını almadan, sadece dosyadaki evrak (örneğin bir sağlık raporu) üzerinden karar vermesi, hem TMK'nın ilgili hükümlerine hem de HMK m. 27'deki hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. **Sonuç**: HMK m. 320/1'deki yetki, mutlak bir yetki olmayıp, yargılamanın niteliği ve ilgili temel haklarla sınırlıdır. Vesayet davaları gibi, sonucunda kişinin temel medeni haklarının kısıtlanacağı, kamu düzenini ilgilendiren ve ilgili kişinin bizzat dinlenmesinin maddi gerçeğe ulaşmak için zorunlu olduğu durumlarda, dosya üzerinden karar verilmesi 'mümkün değildir'. Bu gibi durumlarda duruşma açılması ve ilgili kişinin usulüne uygun olarak dinlenmesi, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Yargıtay'ın bozma kararı bu ilkeye dayanmaktadır.