CMK m.135 kapsamında 'iletişimin dinlenmesi, kaydedilmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi' tedbirlerinin uygulanabilmesi için aranan temel şartları ayrıntılı olarak ele alınız. Bu tedbirlerin 'iletişimin tespiti'nden farklı olarak neden daha sıkı koşullara tabi olduğunu hukuki gerekçeleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261523

Bu tedbirler için şu şartlar aranır: 1. Hakkında Uygulanacak Kişi: Sadece şüpheli veya sanığa ait iletişim dinlenebilir, kaydedilebilir veya sinyal bilgileri değerlendirilebilir (CMK m.135). Üçüncü kişilere ait iletişimler için mümkün değildir. 2. Suça İlişkin Şartlar: Yalnızca kanunda belirlenen katalog suçlar açısından başvurulabilen bir koruma tedbiridir. Bu, haberleşme özgürlüğüne daha ağır bir müdahale olduğu için getirilen bir sınırlamadır. 3. Kuvvetli Şüphe Sebepleri Şartı: Belirtilen suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalıdır. 'Somut delillere dayanan' ibaresi, tedbirin keyfiyetini önlemeyi amaçlar. 4. Başka Yollardan Delil Elde Etme İmkanının Bulunmaması Şartı: Soruşturma veya kovuşturma sırasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı veya başka yöntemlerle delil elde edilememesi ve ancak bu yolla ulaşılabilecek olması durumunu ifade eder. CMK'da bu tedbirler tali (ikincil) nitelikte olup son çare olarak düzenlenmiştir. 5. Savcılık veya Hakim Kararı Şartı: Soruşturma aşamasında hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında davaya bakan mahkemenin kararı ile uygulanır. Savcılık kararının 24 saat içinde hakim onayına sunulması ve en geç 24 saat içinde karar verilmesi zorunludur. 6. Süre Şartı: En çok iki ay için verilebilir; bir ay daha uzatılabilir. Örgüt faaliyetlerinde ise ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir (bireysel suçlarda toplam 3 ay, örgütlü suçlarda toplam 6 ay). Bu sıkı koşullar, 'iletişimin tespiti'ne göre daha fazla mahremiyete müdahale etme ve kişisel hak ve özgürlükleri daha yoğun şekilde kısıtlama potansiyeli taşıdığı için Anayasa'nın 22. maddesindeki haberleşme hürriyeti güvencesi doğrultusunda getirilmiştir.