Bir sanık, hırsızlık suçundan beraat etmiştir. Ancak bu suçun soruşturması sırasında, işlem yapılmaması için görevli memurlara rüşvet teklif ettiği iddiasıyla hakkında ayrı bir dava açılmıştır. Sanığın rüşvet teklifine konu eylemden beraat etmiş olması, rüşvet suçunun hukuki nitelendirmesini nasıl etkiler? 6352 sayılı Kanun öncesi ve sonrası TCK düzenlemeleri açısından bir karşılaştırma yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261515

Sanığın rüşvet teklifine konu olan asıl eylemden (hırsızlık) beraat etmiş olması, rüşvet teklifinin 'haklı bir hususun temini' için yapıldığı anlamına gelir ve bu durum, rüşvet suçunun hukuki nitelendirmesini, özellikle suç tarihindeki kanun düzenlemesine göre, temelden değiştirir. Metindeki Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/292 K. sayılı kararı bu durumu açıklamaktadır. **Karşılaştırmalı Analiz**: **1. 6352 Sayılı Kanun Öncesi Dönem (05.07.2012 öncesi suçlar için)**: * Bu dönemde TCK m. 252/3, rüşveti 'görevinin gereklerine **aykırı olarak** bir işi yapması veya yapmaması için' menfaat temini olarak tanımlıyordu. Yani sadece 'nitelikli rüşvet' suçtu. * Bir kişinin, işlemediği bir suçtan (haksız bir durumdan) kurtulmak için kamu görevlisine menfaat teklif etmesi, 'görevin gereklerine aykırı' bir iş talebi değil, 'haklı bir durumun' (yani hakkında işlem yapılmamasının) sağlanması talebidir. * Yargıtay, bu tür eylemleri rüşvet suçu kapsamında görmüyordu. Çünkü rüşvetin temelinde tarafların gayrimeşru bir zeminde buluşması yatar. Oysa burada kişi, haksız bir ithamdan kurtulmaya çalışmaktadır. * Yargıtay 5. CD'nin kararında da belirtildiği gibi, bu durumda eylem rüşvete teşebbüs değil, koşulları varsa **kamu görevlisine hakaret (TCK m. 125/3)** suçunu oluşturabilir. Çünkü bu teklif, kamu görevlisinin satılık olduğu imasıyla onun şeref ve saygınlığına bir saldırı niteliğindedir. * Dolayısıyla, hırsızlıktan beraat eden sanığın eylemi, 6352 sy. K. öncesi döneme göre rüşvet değil, hakaret suçunu oluşturur. **2. 6352 Sayılı Kanun Sonrası Dönem (05.07.2012 sonrası suçlar için)**: * Bu değişiklikle TCK m. 252'den 'görevinin gereklerine aykırı olarak' ibaresi çıkarıldı. Artık 'görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için' menfaat teklifi yeterlidir. * Bu genişletme, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması (örneğin masum birini serbest bırakması) için menfaat teklif edilmesini de rüşvet suçu kapsamına almıştır. * Ancak, rüşvet ile irtikap arasındaki ayrım burada da önemlidir. Eğer kamu görevlisi haksız bir şekilde kişiyi suçla itham ederek ondan menfaat talep ederse eylem irtikap olur. Eğer kişi, haksız bir durumdan kurtulmak için kendiliğinden rüşvet teklif ederse, bu eylem yeni düzenlemeye göre **rüşvet verme suçuna teşebbüs** (teklifin kabul edilmemesi nedeniyle TCK m. 252/4) olarak nitelendirilir. **Sonuç**: Sanığın hırsızlıktan beraat etmesi, rüşvet teklifini 'haklı bir hususun temini' haline getirir. Suç tarihi 6352 sy. K. öncesi ise eylem TCK 252 kapsamında rüşvet suçunu oluşturmaz, hakaret olarak değerlendirilebilir. Suç tarihi değişiklik sonrası ise, eylem TCK 252/1 ve 252/4 kapsamında rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturacaktır. Yargıtay, suç vasfında yanılgıya düşülerek karar verilmesini bozma nedeni saymaktadır.