Bir davalı, HMK m. 281'de belirtilen iki haftalık süre içinde bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Mahkeme, bu itirazı değerlendirmek üzere yeni bir bilirkişi raporu almıştır. Alınan ikinci rapor, itiraz eden davalının durumunu ilk rapora göre daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durumda mahkeme hangi rapora göre karar vermelidir? 'Aleyhe bozma yasağı' ilkesi bu duruma kıyasen uygulanabilir mi?
Bu durumda mahkeme, kural olarak ilk rapora göre karar vermelidir. İkinci raporun, sadece itiraz eden tarafın durumunu ağırlaştıran kısımları hükme esas alınamaz. Bu sonuç, Yargıtay tarafından geliştirilen ve adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak kabul edilen 'kendi itirazı aleyhine sonuç doğurmama' veya 'usuli kazanılmış hak' ilkesinin bir sonucudur. **Hukuki Gerekçeler**: 1. **Usuli Kazanılmış Hak**: İlk rapora itiraz etmeyen karşı taraf için, o rapordaki kendi lehlerine olan hususlar (ve itiraz eden tarafın aleyhine olan hususlar) usuli olarak bir kazanım teşkil eder. İtiraz eden tarafın başvurusu üzerine başlatılan bir işlem, onun durumunu daha da kötüleştirecek ve itiraz etmeyen tarafın durumunu daha da iyileştirecek şekilde sonuçlanmamalıdır. 2. **Hakka Başvurmanın Caydırılmaması**: Eğer bir taraf, hakkını kullanarak bir rapora itiraz ettiğinde, durumunun daha da kötüleşme riskiyle karşı karşıya kalırsa, bu durum kişileri hak arama özgürlüğünü kullanmaktan caydırabilir. Hukuk sistemi, kişilerin yasal haklarını kullanmalarını teşvik etmeli, cezalandırmamalıdır. 3. **'Aleyhe Bozma Yasağı' ile Kıyas**: Temyizdeki 'aleyhe bozma yasağı' ilkesi, kanun yoluna sadece bir tarafın başvurması halinde, kararın o tarafın aleyhine olacak şekilde bozulmamasını öngörür. Sorudaki durum, kanun yolu olmasa da, bir usul işlemine (bilirkişi raporuna) itiraz hakkının kullanılmasıdır. Yargıtay, bu iki durum arasında amaçsal bir paralellik kurarak, 'kendi itirazı aleyhine sonuç doğmama' ilkesini benimsemiştir. Yani, nasıl ki sadece sanığın temyiz ettiği bir davada cezası artırılamazsa, sadece bir tarafın itiraz ettiği bilirkişi raporu sonucunda da o tarafın hukuki durumu daha kötü hale getirilemez. **Örnek ve Sonuç**: Bir tazminat davasında ilk raporda davalının kusuru %60 olarak belirlensin. Sadece davalı bu orana itiraz etsin. Alınan ikinci raporda davalının kusuru %80 olarak belirlenirse, mahkeme davalının kusurunu en fazla ilk rapordaki gibi %60 olarak kabul edebilir. Çünkü %60'lık oran, davalının itirazı olmasaydı kesinleşecek olan orandır ve davalının itirazı kendi aleyhine bir sonuç doğurmamalıdır. Bu durum, metinde alıntılanan Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/94 E., 2021/111 K. sayılı kararının temel mantığı ile de uyumludur.