İletişimin denetlenmesiyle elde edilen delilin, hakkında tedbir kararı bulunmayan diğer şüpheli veya sanıklar açısından kullanılabilirliği konusunda Yargıtay'ın yaklaşımı nasıldır? Bu delillerin bu kişiler aleyhine hükme esas alınabilmesi için hangi usuli güvencenin sağlanması gerekmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261496

Kural olarak, CMK m.135'e göre iletişimin denetlenmesi tedbiri, sadece hakkında karar verilen şüpheli veya sanığa yöneliktir. Ancak, bu yolla elde edilen ve hukuka uygun olan bir delilin, aynı soruşturma veya kovuşturmada yer alan ve haklarında tedbir kararı bulunmayan diğer şüpheli veya sanıklar aleyhine kullanılıp kullanılamayacağı önemli bir sorundur. Metinde belirtildiği üzere, CMK'da bu delillerin diğer sanıklar açısından kullanılamayacağına dair açık bir yasak hükmü yoktur. Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı, delilin belirli bir usuli güvence sağlandıktan sonra kullanılabileceği yönündedir. Yargıtay'ın aradığı temel usuli güvence, **delilin hükme esas alınabilmesi için, hakkında delil kullanılacak olan sanığa bu delili tartışma ve delile karşı savunma yapma imkanının tanınmış olmasıdır.** Bu yaklaşımın gerekçesi şudur: 1. **Delillerin Serbestliği ve Doğrudan Doğruyalığı İlkesi**: Ceza yargılamasında hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delil kullanılabilir (CMK m.217). Önemli olan, bu delilin duruşmaya getirilip tarafların huzurunda tartışılmasıdır. 2. **Savunma Hakkının Korunması**: Hakkında dinleme kararı olmayan bir sanık, diğer sanığın dinleme kayıtları ile suçlanıyorsa, adil yargılanma hakkı gereği bu kayıtlardan haberdar olmalı, içeriğini öğrenmeli, doğruluğuna veya yorumlanışına itiraz edebilmeli ve bu kayıtlara karşı kendi savunmasını yapabilmelidir. 3. **Usuli Güvencelerin Sağlanması**: Yargıtay, hakkında tedbir kararı olmayan sanığa bu delillere karşı **itiraz etme, delili değerlendirme, aleyhindeki sonuçlara karşı beyanda bulunma** gibi usuli güvencelerin sağlanmış olmasını, delilin hükme esas alınabilmesi için yeterli görmektedir. Örneğin, A şüphelisi hakkında alınan dinleme kararında, B şüphelisi ile yaptığı suç içerikli bir konuşma kayda alınmıştır. B hakkında dinleme kararı yoktur. Bu delil, B aleyhine kullanılacaksa, duruşmada bu tape dökümünün okunması ve B'ye bu konuşma hakkında diyeceklerinin sorulması, savunma yapma imkanı tanınması zorunludur. Eğer B, sesin kendisine ait olmadığını iddia ederse, ses analizi gibi ek delil toplama yollarına da başvurulmalıdır (Y20CD-K.2019/5059). Sonuç olarak Yargıtay, hukuka uygun elde edilmiş bir dinleme kaydının, hakkında karar olmayan diğer sanık aleyhine, o sanığa delili tartışma ve savunma yapma imkanı (hukuki dinlenilme hakkı) tanınmak koşuluyla kullanılabileceğini kabul etmektedir.