Mahkeme, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde nasıl bir yol izlemelidir? Sadece raporlardan birini tercih ederek hüküm kurması mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını HMK m. 281 ve ilgili kararlar çerçevesinde analiz ediniz.
Mahkeme, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında esasa etkili ve ciddi bir çelişki bulunması halinde, bu çelişkiyi gidermeden karar veremez. Sadece raporlardan birini, neden tercih ettiğini ve diğerini neden reddettiğini somut ve denetime elverişli gerekçelerle açıklamadan, keyfi olarak seçip hükme esas alması usul ve yasaya aykırıdır. Bu durum, HMK'nın bilirkişi deliline ilişkin düzenlemelerinin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının bir gereğidir: 1. **Hakimin Takdir Yetkisi ve Sınırları**: HMK m. 282, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceğini belirtir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Raporlar arasında çelişki olması, hakimin gerçeğe ulaşma ve adil karar verme yükümlülüğünü (Anayasa m. 36, HMK m. 27) ortadan kaldırmaz. Bu durumda hakim, takdir yetkisini, çelişkiyi giderecek usuli işlemleri yaptıktan sonra kullanmalıdır. 2. **Mahkemenin İzleyeceği Yol**: HMK m. 281/2 ve 281/3, mahkemeye çelişkiyi gidermek için çeşitli imkanlar tanımıştır: * **Ek Rapor Almak**: Mahkeme, çelişkinin neden kaynaklandığını açıklığa kavuşturmak için raporu düzenleyen bilirkişilerden, yeni sorular yönelterek veya çelişkili noktaları belirterek **ek rapor** alabilir (HMK m. 281/2). * **Bilirkişiyi Duruşmada Dinlemek**: Mahkeme, bilirkişileri duruşmaya davet ederek onlara sözlü olarak sorular yöneltebilir ve çelişkiyi bu şekilde gidermeye çalışabilir (HMK m. 281/2). * **Yeni Bilirkişi İncelemesi Yaptırmak**: Yukarıdaki yollarla çelişki giderilemezse veya mahkemece gerekli görülürse, önceki bilirkişiler dışında, konunun uzmanı yeni bir bilirkişiden veya bilirkişi kurulundan **yeni bir rapor** alarak tekrar inceleme yaptırabilir (HMK m. 281/3). Yargıtay'ın özellikle vurguladığı yöntem, önceki raporları da değerlendirip çelişkiyi gerekçeli olarak gideren yeni bir kuruldan rapor alınmasıdır. Metinde yer alan **Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/18411 K. sayılı kararı** bu durumu açıkça özetlemektedir. Kararda, birinci, ek, ikinci ve üçüncü bilirkişi raporları arasında çelişkiler olduğu, mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden ve davalı itirazlarını karşılamadan son raporlardan birini esas alarak karar vermesinin hatalı olduğu belirtilmiş ve 'raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek, hükme dayanak rapora ilişkin ... itirazlarını da karşılar şekilde; somut verilere dayalı, gerekçeli, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması' gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, çelişkili bilirkişi raporları karşısında mahkeme, pasif bir şekilde bunlardan birini seçemez. Aktif bir rol üstlenerek, HMK m. 281'deki usulleri işletip çelişkiyi gidermek ve ancak ondan sonra maddi gerçeğe uygun, denetlenebilir bir karar vermekle yükümlüdür.