HMK m. 320 uyarınca basit yargılama usulüne tabi bir davada, mahkemenin tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verme yetkisinin sınırları nelerdir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1820 E., 2018/751 K. sayılı kararında belirtilen 'mümkün olan hâller' ifadesi nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261483

HMK m. 320/1, 'Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.' hükmünü içermektedir. Bu hüküm, basit yargılama usulünün daha seri ve basit olma amacına hizmet eder. Ancak bu yetki sınırsız değildir ve temel yargılama ilkeleriyle, özellikle de 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) ile dengelenmelidir. **Yetkinin Sınırları ve 'Mümkün Olan Hâller'in Yorumu**: 1. **Kanunun Açıkça İzin Verdiği Hâller**: Duruşma yapılmaksızın karar verilebilecek en net durumlar, kanunun buna açıkça izin verdiği hallerdir. Örneğin, geçici hukuki koruma tedbirleri (ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz) veya dava şartı yokluğu (örneğin görevsizlik, yetkisizlik, hakem heyetine başvuru zorunluluğu gibi) nedeniyle davanın usulden reddi kararları dosya üzerinden verilebilir. 2. **Delillerin Yeterli Olması**: Tarafların dilekçeleriyle sundukları deliller (belge, kesin delil niteliğindeki kayıtlar vb.) uyuşmazlığı çözmek için yeterliyse ve başkaca bir delil toplanmasına, tanık dinlenmesine veya keşif yapılmasına gerek yoksa, mahkeme dosya üzerinden karar verebilir. Metindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi kararında da (2021/5933 E.) bu duruma işaret edilmiştir. 3. **Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlal Edilmemesi**: En önemli sınır, HMK m. 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkıdır. Taraflara dava ve cevap dilekçelerini sunma, delillerini bildirme ve karşı tarafın delillerinden haberdar olma imkanı tanınmadan dosya üzerinden karar verilemez. Tarafların dilekçeler teatisi tamamlanmalı ve delillerini sunmaları için imkan tanınmalıdır. **Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı (2017/1820 E.) Işığında Değerlendirme**: Metinde alıntılanan bu kararda Yargıtay, 'mümkün olan hâller'in yorumunda kritik bir ölçüt getirmiştir. Karara konu olan olayda, mahkeme tarafların dilekçelerini aldıktan sonra, kendiliğinden davalı bankadan kredi sözleşmesi gibi ek belgeler istemiştir. Yargıtay, bu durumu şöyle yorumlamıştır: * Mahkemenin, tarafların sunduğu delillerle yetinmeyip re'sen (kendiliğinden) delil toplama yoluna gitmesi, mevcut delilleri karar vermek için **yeterli görmediğinin** bir kanıtıdır. * Dosyadaki deliller karar vermek için yeterli değilse, artık HMK m. 320/1 anlamında dosya üzerinden karar verilebilecek 'mümkün olan bir hâl' söz konusu değildir. * Bu durumda mahkemenin, duruşma açarak taraflara yeni toplanan deliller hakkında beyanda bulunma ve iddia ve savunmalarını sözlü olarak dile getirme imkanı tanıması, yani hukuki dinlenilme hakkını tam olarak sağlaması gerekir. Sonuç olarak, dosya üzerinden karar verme yetkisi, tahkikatı gerektiren (tanık dinleme, keşif, bilirkişi incelemesi veya mahkemenin kendiliğinden delil toplamasını gerektiren) bir durumun olmamasıyla sınırlıdır. Mahkeme, dosyayı karara elverişli görmeyip ek delil topluyorsa, bu durum 'mümkün olan hâller'in dışına çıkıldığı anlamına gelir ve artık duruşma açılması zorunlu hale gelir.