5 Temmuz 2012 tarihli 6352 sayılı Kanun ile TCK m. 252'de yapılan değişiklik, rüşvet suçunun tanımını nasıl etkilemiştir? Özellikle 'görevinin gereklerine aykırı olarak' ibaresinin kaldırılması ve TCK m. 257/3'ün yürürlükten kaldırılmasının sonuçlarını, irtikap suçuyla olan ilişkiyi de dikkate alarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #261482

5 Temmuz 2012 tarihli 6352 sayılı Kanun, TCK m. 252'de köklü bir değişiklik yaparak rüşvet suçunun tanımını ve kapsamını önemli ölçüde genişletmiştir. Bu değişikliğin en temel etkileri şunlardır: 1. **'Görevinin Gereklerine Aykırı Olma' Şartının Kaldırılması**: * **Eski Düzenleme (6352 sy. K. öncesi)**: Rüşvet suçunun oluşması için, kamu görevlisinin sağladığı menfaatin, 'görevinin gereklerine aykırı' bir işi yapması veya yapmaması amacına yönelik olması gerekiyordu. Kamu görevlisinin, yapması gereken bir işi yapmak (yani görevine uygun davranmak) için menfaat temin etmesi ise rüşvet değil, TCK m. 257/3 kapsamında 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturuyordu. Bu ayrıma 'basit rüşvet' (göreve uygun davranış için) ve 'nitelikli rüşvet' (göreve aykırı davranış için) ayrımı deniyordu ve TCK sadece nitelikli rüşveti cezalandırıyordu. * **Yeni Düzenleme (6352 sy. K. sonrası)**: TCK m. 252'den 'görevinin gereklerine aykırı olarak' ibaresi çıkarılmıştır. Mevcut düzenlemede, *'Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için'* menfaat sağlanması yeterlidir. Bu değişiklikle, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi zamanında ve usulüne uygun yapması karşılığında menfaat temin etmesi de (yani eski deyimle basit rüşvet) artık rüşvet suçu kapsamına alınmıştır. 2. **TCK m. 257/3'ün Yürürlükten Kaldırılması**: * Bu değişiklik, yukarıdaki mantığın doğal bir sonucudur. Eskiden 'basit rüşvet' fiillerini cezalandıran TCK m. 257/3 ('görevinin gereklerine uygun davranması için çıkar sağlayan kamu görevlisi...') hükmü, bu fiillerin tamamı TCK m. 252 kapsamına alındığı için gereksiz hale gelmiş ve yürürlükten kaldırılmıştır. 3. **İrtikap Suçuyla İlişkinin Netleştirilmesi**: * Bu değişiklik, rüşvet ile icbar suretiyle irtikap (TCK m. 250/1) arasındaki ayrımı daha da önemli hale getirmiştir. 6352 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği gibi, eğer kişi, haklı bir işinin görülmeyeceği endişesiyle ve kendisini 'mecbur hissederek' kamu görevlisine menfaat temin etmişse, bu durumda rüşvet veren kişinin iradesi özgür olmadığından, bu kişi suçun faili değil, mağduru kabul edilir. Kamu görevlisinin eylemi ise rüşvet alma değil, **icbar suretiyle irtikap** suçunu oluşturur. * Eğer tarafların iradeleri serbest ise ve bir 'anlaşma' söz konusu ise eylem rüşvettir. Eğer kamu görevlisinin manevi cebri (icbarı) söz konusu ise eylem irtikaptır. Yeni düzenleme, görevin yerine getirilmesi için para istenmesi durumunda, bu ayrımın (özgür iradeye dayalı anlaşma mı, yoksa icbara dayalı mecburiyet mi) yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sonuç olarak, 6352 sayılı Kanun değişikliği ile rüşvet suçu, görevin gereklerine uygun veya aykırı her türlü iş karşılığında menfaat teminini kapsayacak şekilde genişletilmiş, 'basit rüşvet' fiilleri de bu suçun kapsamına alınmış ve bu fiillerin artık görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilmesinin önüne geçilmiştir.