Bir sanığın, tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan yakını (örneğin eşi) ile yaptığı telefon görüşmesi, CMK m.135/2 uyarınca kayda alınamaz. Ancak Yargıtay, bu kurala bir istisna getirmektedir. Bu istisna nedir ve hangi koşullarda tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin iletişimi kayda alınabilir? YCGK-Karar : 2014/302 ışığında açıklayınız.
CMK m.135/2, 'Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.' hükmünü amirdir. Bu kural, aile mahremiyetini ve tanıklık yapmak zorunda olmayan kişilerin bu haklarını korumayı amaçlar. Ancak, metinde atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/302 K. sayılı kararında bu kurala önemli bir istisna getirilmiştir. Yargıtay'a göre, bu yasak, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin kendisinin de aynı suçun şüphelisi veya sanığı olmaması haline özgüdür. İstisnanın temel mantığı şudur: * Eğer tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan akraba, aynı zamanda soruşturulan suça iştirak etmişse, yani kendisi de 'şüpheli' veya 'sanık' konumundaysa, artık sadece 'tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi' sıfatıyla değerlendirilemez. * Bu durumda kişi, suçun bir faili olarak soruşturmanın tarafı haline gelir. * Yargıtay, bu durumda olan bir kişinin, diğer şüpheli/sanık olan akrabasıyla yaptığı iletişimin dinlenip kayda alınabileceğini kabul etmektedir. Zira bu noktada dinlenen, iki şüphelinin/sanığın suçla ilgili konuşmalarıdır; bir şüpheli ile suçla ilgisi olmayan bir tanığın konuşması değildir. * Metinde belirtildiği üzere, Yargıtay bu durumu, 'konuşması kayıt altına alınan kişinin, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi sıfatını o kayıttan önce kaybettiği' şeklinde gerekçelendirmektedir. Özetle, CMK m.135/2'deki dinleme ve kayıt yasağı, akrabalık ilişkilerinin suç işlemek için bir kalkan olarak kullanılmasını önlemek amacıyla dar yorumlanmaktadır. Eğer tanıklıktan çekinme hakkı olan kişi, suça iştirak ettiğine dair başka delillerle desteklenen bir şüphe altında ise (yani kendisi de şüpheli/sanık ise), diğer şüpheli/sanık olan akrabasıyla yaptığı görüşmeler dinlenebilir ve kayda alınabilir. Bu durumda elde edilen delil hukuka uygun kabul edilir.