Bir ceza davasında, ilk derece mahkemesi sanık hakkında 2 yıl hapis cezasına ve TCK m. 53 uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar vermiştir. BAM, istinaf başvurusu üzerine sadece TCK m. 53 uygulamasını kaldırarak, 2 yıllık hapis cezasını onamıştır. Bu karar temyiz edilebilir mi?
Bu durum, Yargıtay içtihatlarında tartışmalı olmakla birlikte, genel eğilim bu tür bir kararın temyiz edilemeyeceği yönündedir. Değerlendirme şu şekilde yapılır: 1) Ana Ceza Yönünden Kesinlik: İlk derece mahkemesinin verdiği 2 yıl hapis cezası, CMK m. 286/2(d) bendinde belirtilen 'kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar' kapsamında değerlendirilir. Bu suçtan verilen bir mahkumiyet kararını BAM'ın onaması, kural olarak temyiz edilemez. 2) Güvenlik Tedbirinin Kaldırılmasının Etkisi: BAM, sanık aleyhine olan bir güvenlik tedbirini (TCK m. 53) kaldırmıştır. Bu, sanık lehine bir değişikliktir. CMK m. 286/2(b) bendinde 'cezaları artırmayan' kararların temyiz edilemeyeceği belirtilmiştir. Sanık lehine yapılan bu tür bir düzeltme, cezanın artırılması değil, aksine hafifletilmesi anlamına gelir. 3) Kıyas Yoluyla Yorum: Ceza Genel Kurulu'nun, ilk derece mahkemesi kararını beraate çeviren BAM kararının temyiz edilebileceğine ilişkin yorumunun temelinde, hükmün niteliğinin sanık aleyhine (beraat bekleyen savcı/katılan için) veya sanık lehine (mahkumiyetten beraate) köklü bir şekilde değişmesi yatar. Olayda ise, mahkumiyet kararı varlığını sürdürmekte, sadece fer'i bir yaptırım olan güvenlik tedbiri kaldırılmaktadır. Bu, hükmün esasını ve niteliğini değiştiren bir durum olarak görülmeyebilir. Yargıtay, genellikle bu tür lehe değişikliklerin temyiz yolunu açmayacağını, çünkü temyiz yasağının temel amacının belirli bir ağırlığın altındaki mahkumiyetlerin istinafta kesinleşmesi olduğunu kabul etmektedir. BAM'ın lehe olarak kaldırdığı bir güvenlik tedbiri için, sanığın veya aleyhe olarak savcının temyizde hukuki bir menfaati kalmamış sayılır. Bu nedenle, ana ceza olan 2 yıl hapis cezası kesinlik sınırı içinde kaldığı ve lehe bir değişiklik yapıldığı için, kararın temyiz edilemez olduğu sonucuna varılması daha olasıdır.