HMK m. 282 gerekçesi ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2390 E. sayılı kararı uyarınca, mahkemenin, birbiriyle çelişen birden fazla bilirkişi raporu arasından birini, 'dosya kapsamına ve vicdani kanaatine daha uygun bulduğu' gibi soyut bir gerekçeyle tercih ederek hüküm kurması hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #260085

Hayır, bu şekilde soyut bir gerekçeyle hüküm kurulması hukuka uygun değildir ve Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde bozma nedeni sayılmaktadır. Hakimin 'vicdani kanaat' ile karar vermesi (HMK m. 198), onun delilleri keyfi veya gerekçesiz bir şekilde değerlendirebileceği anlamına gelmez. Vicdani kanaat, dosyadaki delillerin akılcı, mantıksal ve hukuki bir süzgeçten geçirilmesiyle oluşan, gerekçelendirilmiş bir sonuçtur. 'Dosya kapsamına ve vicdani kanaatime uygun buldum' şeklindeki bir ifade, bir gerekçe değil, bir sonucun tekrarıdır. Bu ifade, hakimin o sonuca nasıl ulaştığını açıklamaz ve kararın denetlenmesini imkansız kılar. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin kararında da vurgulandığı gibi, mahkeme, çelişkili raporlar arasında bir tercih yapıyorsa, bu tercihini somut verilere dayandırmak zorundadır. Örneğin; - 'A raporundaki hesaplama yöntemi, ilgili yönetmeliğin X maddesine uygunken, B raporundaki yöntem dayanaksızdır.' - 'A raporu, keşif sırasında yapılan ölçümleri dikkate alırken, B raporu sadece fotoğraflar üzerinden varsayımsal bir değerlendirme yapmıştır.' - 'A raporu, davacının sunduğu faturalarla uyumlu bir malzeme maliyeti çıkarırken, B raporu bu delili görmezden gelmiştir.' gibi somut, karşılaştırmalı ve denetime elverişli gerekçeler sunmalıdır. Soyut ifadelerle kurulan hüküm, gerekçeli karar hakkının (Anayasa m. 141) ihlalidir.