HMK m. 282 ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2390 E. sayılı kararı uyarınca, çelişkili bilirkişi raporları arasında birini tercih eden hakimin bu tercihini gerekçelendirmesi gerekir. Hakimin, 'A bilirkişi heyeti daha tecrübeli ve saygın uzmanlardan oluştuğu için raporlarına itibar edilmiştir' şeklinde bir gerekçe sunması yeterli midir?
Hayır, hakimin bu şekilde bir gerekçe sunması yeterli ve hukuken geçerli değildir. Bu tür bir gerekçe, somut ve denetime elverişli bir gerekçe olmaktan çok, soyut ve subjektif bir değerlendirme içerir. Yargıtay'ın aradığı gerekçelendirme, bilirkişilerin kişisel özelliklerine veya itibarlarına değil, raporların 'içeriğine' ve 'dosyadaki diğer delillerle olan ilişkisine' dayanmalıdır. Geçerli bir gerekçenin şu unsurları içermesi gerekir: 1) İçerik ve Yöntem Analizi: Hakim, neden A raporunun bilimsel yönteminin, analizlerinin ve mantıksal çıkarımlarının, B raporuna göre daha üstün ve ikna edici olduğunu açıklamalıdır. 'A raporu, hesaplamalarını Bayındırlık birim fiyatlarına dayandırırken, B raporu dayanaksız piyasa fiyatları kullanmıştır' gibi somut bir karşılaştırma yapmalıdır. 2) Delillerle Uyum: Hakim, tercih ettiği raporun, dosyadaki diğer objektif delillerle (sözleşme, faturalar, tanık beyanları, keşif gözlemleri) nasıl örtüştüğünü, diğer raporun ise bu delillerle nasıl çeliştiğini göstermelidir. 3) İtirazların Karşılanması: Hakim, tercih etmediği rapora dayanan tarafın itirazlarını ve diğer raporu çürütmeye yönelik argümanlarını ele almalı ve bu itirazların neden yerinde görülmediğini açıklamalıdır. 'Bilirkişilerin tecrübesi' veya 'saygınlığı' gibi sübjektif kriterler, denetime elverişli değildir ve hakimin tercihinin keyfi olduğu izlenimini yaratabilir. Tercih, kişilere değil, raporların somut içeriğine ve liyakatine dayanmalıdır.