Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2018/5522 E. sayılı kararında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın hırsızlık kastıyla hareket etmediği, zorunluluk halinde olduğu gibi bir dizi nedene dayandığı belirtilmiştir. CMK m. 288 ve 294, temyiz sebebinin 'hükmün hukuki yönüne ilişkin' olmasını şart koşar. Sanığın kastının veya zorunluluk halinin var olup olmadığı, hukuki bir sorun mudur, yoksa maddi bir vakıa sorunu mudur?
Sanığın kastının veya zorunluluk halinin (TCK m. 25/2) var olup olmadığı, hem maddi vakıa hem de hukuki değerlendirme içeren 'karma' bir sorundur. Bu nedenle, bu tür iddialar temyiz incelemesinin konusunu oluşturabilir. Ayrım şu şekildedir: 1) Maddi Vakıa Yönü (İstinafın Konusu): Olayın nasıl gerçekleştiği, sanığın ne yaptığı, ne söylediği, hangi koşullar altında hareket ettiği gibi hususlar 'maddi vakıa' sorunudur. Örneğin, sanığın mağazadan bir şey alıp almadığı, kapıyı zorlayıp zorlamadığı, yakalandığında ne dediği gibi konuların tespiti, ilk derece mahkemesinin ve istinaf mahkemesinin görevidir. Yargıtay (temyiz), kural olarak bu maddi vakıa tespitleriyle bağlıdır ve delilleri yeniden değerlendirerek olayın nasıl olduğunu araştırmaz. 2) Hukuki Yönü (Temyizin Konusu): Mahkemenin tespit ettiği bu maddi vakıalara, doğru hukuk kuralının uygulanıp uygulanmadığı ise 'hukuki' bir sorundur ve temyizin konusunu oluşturur. Karardaki örnekte: - Sanığın kastı: Sanığın belirli eylemleri (örneğin, ürünü çantasına gizlemesi) yaptığı maddi bir vakıadır. Ancak bu eylemlerden, onun 'hırsızlık kastıyla' hareket ettiği sonucunun çıkarılıp çıkarılamayacağı, kast unsurunun yorumlanmasıyla ilgili hukuki bir değerlendirmedir. - Zorunluluk hali: Sanığın aç olduğu, parasının olmadığı maddi bir vakıa olabilir. Ancak bu durumun, TCK m. 25/2'deki 'kendisinin... ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulma' şartını sağlayıp sağlamadığı, yani zorunluluk halinin hukuki unsurlarının oluşup oluşmadığı, bir hukuk kuralının somut olaya uygulanması sorunudur ve bu da hukuki bir değerlendirmedir. Dolayısıyla, sanık müdafiinin bu iddiaları, sadece 'olay böyle olmadı' demek değil, aynı zamanda 'tespit ettiğiniz olaylara yanlış hukuk kuralını uyguladınız veya hukuk kuralını yanlış yorumladınız' anlamına geldiği için, CMK m. 288 ve 294 kapsamında geçerli birer 'hukuki' temyiz sebebidir. Yargıtay da bu sebepleri bu nedenle incelemiştir.