CMK m. 286/2(h), 'ceza verilmesine yer olmadığına' ilişkin BAM kararlarını temyiz edilemez sayarken, bu kuralın istisnası olabilir mi? Örneğin, sanık hakkında meşru savunma (TCK m. 25) nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkeme TCK m. 27/2 (meşru savunmada sınırın mazur görülebilir bir heyecan, korku veya telaşla aşılması) uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verirse ve BAM bu kararı onarsa, sanık bu kararı temyiz edebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #260067

Bu durum, ceza muhakemesi hukukunda oldukça tartışmalı bir konudur, ancak sanığın 'hukuki menfaati' ve 'lekelenmeme hakkı' çerçevesinde temyiz hakkının olması gerektiği yönündeki görüş ağır basmaktadır. Gerekçeleri şunlardır: 1) Hukuki Nitelikteki Fark: Beraat kararı (CMK m. 223/2), sanığın suçu işlemediğinin veya eylemin suç olmadığının tescilidir ve sanığın tamamen aklandığı anlamına gelir. 'Ceza verilmesine yer olmadığı' kararı ise (CMK m. 223/3), sanığın eyleminin esasen hukuka aykırı olduğunu (yani bir suç teşkil ettiğini), ancak kişisel bir nedenle (kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep) cezalandırılamadığını ifade eder. Bu, sanığın siciline (adli sicil kaydına değil, kişisel lekelenme anlamında) olumsuz bir etki bırakabilir. 2) Sanığın Hukuki Menfaati: Sanığın, sadece cezalandırılmamakla yetinmeyip, eyleminin suç teşkil etmediğinin tespitiyle tamamen aklanmakta hukuki bir menfaati vardır. Eğer sanık, eyleminin TCK m. 27/2 kapsamında sınırın aşılması değil, doğrudan TCK m. 25 kapsamında hukuka uygun bir meşru savunma olduğunu iddia ediyorsa, bu hukuki nitelendirmenin düzeltilmesini isteme hakkı olmalıdır. 3) Temyiz Yasağının Amacı: CMK m. 286/2(h)'deki yasağın amacı, sanık lehine olan ve esası itibarıyla bir mahkumiyet içermeyen kararların Yargıtay'a gitmesini engellemektir. Ancak, beraat yerine daha 'az lehe' olan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, sanık açısından tam bir lehe durum değildir. Bu nedenle, sanığın, daha lehe olan beraat kararını elde etmek için kanun yoluna başvurma hakkı, adil yargılanma hakkının bir gereği olarak kabul edilmelidir. Yargıtay'ın bu tür durumlarda, sanığın hukuki menfaatinin varlığını kabul ederek, temyiz yasağını dar yorumlama ve temyiz incelemesi yapma eğiliminde olduğu söylenebilir. Kararın temyiz edilebilir olduğu savunulabilir.