HMK m. 282, hakimin bilirkişi görüşünü 'diğer delillerle birlikte' serbestçe değerlendireceğini hükme bağlar. Bir boşanma davasında, tarafların mali durumunu inceleyen bilirkişi, erkeğin aylık gelirinin 15.000 TL olduğunu rapor etmiştir. Ancak dosyada, erkeğin çalıştığı şirketten alınmış ve maaşının 25.000 TL olduğunu gösteren resmi bir maaş bordrosu bulunmaktadır. Hakim, bu durumda nafakayı hangi delile göre belirlemelidir?
Hakim, bu durumda nafakayı, resmi belge niteliğindeki maaş bordrosuna göre belirlemelidir. Bu senaryo, HMK m. 282'deki 'diğer delillerle birlikte' serbestçe değerlendirme yetkisinin nasıl kullanılacağına dair net bir örnek teşkil eder. Değerlendirme şu şekilde yapılır: 1) Delillerin Niteliği ve İspat Gücü: - Bilirkişi Raporu: Bir 'takdiri delil'dir. Bilirkişi, genellikle tarafların beyanları, banka ekstreleri gibi dolaylı verilerden hareketle bir gelir tespiti yapmaya çalışır. - Resmi Maaş Bordrosu: İşveren tarafından düzenlenmiş, HMK m. 204 anlamında 'adi senet' veya duruma göre 'kesin delil' niteliğinde güçlü bir belgedir. Özellikle SGK kayıtları ve banka ödemeleriyle de destekleniyorsa, ispat gücü bilirkişinin yorumuna dayalı tespitinden çok daha yüksektir. 2) Delillerin Karşılaştırılması: Hakim, iki delil arasındaki çelişkiyi değerlendirirken, daha somut, objektif ve güvenilir olan delile itibar etmelidir. Maaş bordrosu, bilirkişinin varsayımlarına veya eksik verilerine dayalı olabilecek raporuna göre çok daha güvenilir bir veridir. 3) Hakimin Kararı ve Gerekçesi: Hakim, HMK m. 282'deki yetkisini kullanarak bilirkişi raporundan ayrılmalı ve kararını maaş bordrosuna dayandırmalıdır. Kararının gerekçesinde de, 'Bilirkişi raporunda davalının geliri 15.000 TL olarak tespit edilmişse de, davalının çalıştığı şirketten gelen ve dosya içinde bulunan resmi maaş bordrosunda aylık gelirinin 25.000 TL olduğu açıkça anlaşıldığından, daha somut ve güvenilir olan bu belgeye itibar edilerek nafakanın bu miktar üzerinden takdirine karar verilmiştir' şeklinde bir açıklama yaparak, bilirkişi raporundan neden ayrıldığını açıkça ortaya koymalıdır. Bu, HMK m. 282'nin doğru ve adil bir uygulamasıdır.