Bir idari işlemin tebliğ zarfında, dava açma süresi yanlışlıkla 30 gün olarak gösterilmiş, oysa yasal süre 60 gündür. İlgili, bu 30 günlük süreyi kaçırdıktan sonra, 45. günde dava açarsa, davası süre aşımından reddedilebilir mi?
Hayır, davası süre aşımından reddedilemez. Bu durum, Anayasa'nın 40. maddesindeki 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.' hükmü ve Danıştay'ın yerleşik içtihatları çerçevesinde değerlendirilir. İdarenin, kanun yolunu ve süresini yanlış göstermesi, ilgilinin hatası olarak kabul edilemez. Bu, idarenin kendi kusurudur ve bu kusurun sonuçları vatandaşa yükletilemez. Danıştay'ın istikrarlı uygulamasına göre, idarenin dava açma süresini kanunda öngörülenden daha kısa göstermesi halinde; 1) Eğer ilgili, idarenin gösterdiği bu yanlış ve kısa süreye uyarak dava açmışsa, davası süresinde kabul edilir. 2) Eğer ilgili, idarenin gösterdiği bu yanlış süreyi kaçırmış, ancak kanundaki doğru ve daha uzun olan süre (olayda 60 gün) içinde dava açmışsa, davası yine süresinde kabul edilir. Çünkü ilgili, yasal hakkı olan asıl süre içinde hareket etmiştir. 3) İdarenin süreyi yanlış göstermesi, ilgilide bir tereddüt ve güvensizlik yaratır. Bu nedenle, idarenin bu kusurlu işlemi nedeniyle, hakkaniyet gereği, ilgilinin kanuni süre olan 60 gün içinde açtığı davanın süresinde olduğunun kabul edilmesi gerekir. Kısacası, idarenin hatası, ilgili aleyhine yorumlanamaz. Davacının 45. günde açtığı dava, yasal 60 günlük süre içinde olduğundan, süresinde kabul edilmelidir.