Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/11037 E. sayılı kararında olduğu gibi, ehliyetsizlik iddiası olan bir davada, davacının talebi tapu iptali ve kendi payı oranında tescildir. Eğer ehliyetsizlik ispatlanırsa ve davada tüm mirasçılar yer almıyorsa, mahkeme davayı tamamen mi reddetmelidir, yoksa davacıya diğer mirasçıları davaya dahil etmesi için süre mi vermelidir?
Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken doğru usul, davayı hemen ve tamamen reddetmek yerine, davacıya diğer mirasçıları davaya dahil etmesi veya onlardan muvafakat (onay) alması için uygun bir süre vermektir. Bu, HMK'da düzenlenen 'dava şartlarının tamamlanması' (HMK m. 115/2) ve usul ekonomisi ilkesinin bir gereğidir. Süreç şu şekilde işlemelidir: 1) Eksikliğin Tespiti: Mahkeme, ehliyetsizliğin ispatı halinde, iptal edilecek payın terekeye döneceğini ve tereke üzerindeki mülkiyetin 'elbirliği mülkiyeti' olduğunu tespit eder. Elbirliği mülkiyetinde, kural olarak tüm ortakların (mirasçıların) birlikte dava açması veya açılan davaya katılması bir 'dava şartı'dır (zorunlu dava arkadaşlığı). Davada tüm mirasçıların yer almaması, bu dava şartında bir eksiklik olduğu anlamına gelir. 2) Süre Verilmesi: HMK m. 115/2, 'Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.' demektedir. Mirasçıların davaya dahil edilmesi, giderilmesi mümkün bir eksikliktir. Bu nedenle mahkeme, davacıya, diğer tüm mirasçıları davaya 'davalı' olarak (eğer davaya katılmıyorlarsa) eklemesi veya onlardan davayı yürütebileceğine dair noter onaylı bir 'muvafakatname' alıp dosyaya sunması için kesin bir süre vermelidir. 3) Sonuç: Davacı, verilen süre içinde bu eksikliği tamamlarsa, yargılamaya devam edilir ve talebi 'terekeye iade' şeklinde değiştirilerek karar verilir. Eğer davacı, verilen kesin süreye rağmen bu eksikliği gidermezse, ancak o zaman mahkeme, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermelidir. Davayı bu imkanı tanımadan doğrudan reddetmek, hem hak arama özgürlüğünü kısıtlar hem de usul ekonomisine aykırı olur.