Danıştay 14. Dairesi'nin 2016/7642 E. sayılı kararında, davacının yaptığı itirazın yetkisiz olan Büyükşehir Belediyesi tarafından incelenmesi ve reddedilmesi, dava açma süresini başlatmamıştır. Bu durum, idare hukukundaki 'yetki' unsurunun hangi niteliğini göstermektedir?
Bu durum, idare hukukunda 'yetki' unsurunun 'kamu düzenine' ilişkin olduğunu ve idari işlemin en temel geçerlilik şartlarından biri olduğunu göstermektedir. İdari işlemin unsurları (yetki, şekil, sebep, konu, amaç) arasında yetki, en başta gelen ve yokluğu halinde işlemi en ağır hukuki yaptırımla (genellikle yokluk veya mutlak butlan) sakatlayan unsurdur. Yetki unsurunun kamu düzenine ilişkin olmasının sonuçları şunlardır: 1) Devredilmezlik ve Değiştirilemezlik: İdari makamlar, kanunla kendilerine verilmeyen bir yetkiyi kullanamazlar ve kanunla kendilerine verilen bir yetkiyi, kanunda açık bir hüküm olmadıkça, başka bir makama devredemezler. 2) Re'sen Dikkate Alınma: Yetkisizlik, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır. 3) Yok Hükmünde Olma: Yetki unsurundaki ağır ve bariz sakatlıklar, işlemi 'yok hükmünde' kılar. Yok hükmündeki bir işlem, hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır ve hiçbir hukuki sonuç yaratmaz. Dava açma süresine tabi değildir, her zaman iptali istenebilir. Karardaki olayda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkisinde olan bir konuda Büyükşehir Belediyesi'nin karar alması, ağır ve bariz bir 'fonksiyon gaspı' veya en azından 'konu yönünden yetki tecavüzü' niteliğindedir. Bu nedenle, belediyenin verdiği ret kararı, hukuken yok hükmündedir. Yok hükmündeki bir işlem ise, dava açma süresini başlatma gibi bir hukuki sonuç doğuramaz. Davacının itirazı, hala yetkili makam olan Bakanlık tarafından cevaplanmayı bekliyor sayılır. Bu karar, yetkinin, idari işlemin 'olmazsa olmaz' kurucu unsuru olduğunu ve yokluğunun işlemi temelden sakatladığını göstermektedir.