TKHK m. 47/5, iş yeri dışında kurulan sözleşmelerde, satıcının 'cayma süresi içinde... tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez' demektedir. Bu yasağa rağmen satıcı, tüketiciden bir senet alırsa, bu senedin hukuki akıbeti ne olur?
Bu yasağa rağmen, cayma süresi olan ilk 14 gün içinde satıcının tüketiciden aldığı bir senedin hukuki akıbeti, 'tüketici yönünden kesin olarak hükümsüz' olmasıdır. Bu durum, senedin tüketiciye karşı hiçbir şekilde ileri sürülemeyeceği anlamına gelir. Hukuki sonuçları şunlardır: 1) Kambiyo Senedi Vasfını Yitirmesi: Senet, tüketici açısından bir kambiyo senedi (bono, poliçe, çek) olarak kabul edilemez. Dolayısıyla, satıcı bu senede dayanarak tüketici aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapamaz. 2) Adi Senet Olarak da Geçersizlik: Bu yasak o kadar katıdır ki, alınan belge sadece kambiyo senedi vasfını değil, tüketici açısından adi bir borç ikrarı veya yazılı delil başlangıcı olma niteliğini de yitirir. Tüketici, bu belgeye dayanarak açılacak bir alacak davasında da belgenin geçersizliğini ileri sürebilir. 3) Üçüncü Kişilere Karşı Koruma: Eğer satıcı bu senedi ciro ederek iyi niyetli bir üçüncü kişiye devrederse, normalde tüketicinin kişisel def'ilerini (cayma hakkını kullandığı gibi) üçüncü kişiye karşı ileri sürememesi gerekir. Ancak burada senedin alınması kanunen yasaklandığı ve bu yasak kamu düzenine ilişkin olduğu için, senedin geçersizliği tüketici tarafından iyi niyetli üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir. Bu düzenleme, 'kapıdan satış' gibi yöntemlerde, tüketicinin baskı altında veya yeterince düşünmeden bir borç belgesi imzalamasını ve cayma hakkını etkin bir şekilde kullanmasının engellenmesini önlemeyi amaçlayan çok güçlü bir koruma mekanizmasıdır.