HMK m. 282 ve CMK m. 67, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu belirtir. Bir ceza davasında, olay yerinden alınan parmak izi örneklerinin sanığa ait olduğunu belirten bir parmak izi uzmanı (bilirkişi) raporu ile sanığın olay saatinde başka bir şehirde olduğunu gösteren tanık beyanları ve otel kayıtları çelişiyorsa, mahkeme bu delilleri nasıl bir değerlendirmeye tabi tutmalıdır?
Bu durumda mahkeme, birbiriyle çelişen 'bilimsel delil' ile 'diğer takdiri ve belgeli delilleri' çok dikkatli bir şekilde değerlendirmek zorundadır. Parmak izi raporu, genellikle yüksek ispat gücüne sahip, objektif ve bilimsel bir delil olarak kabul edilir. Ancak bu, onun yanılmaz olduğu anlamına gelmez. Mahkemenin yapması gereken değerlendirme şöyledir: 1) Bilimsel Delilin Güvenilirliğinin Sorgulanması: Mahkeme, parmak izi raporunun kendisini sorgulamalıdır. Parmak izi olay yerinden usulüne uygun olarak mı alınmıştır? Kriminal laboratuvara gönderilme sürecinde bir karışıklık veya kontaminasyon (kirlenme) riski var mıdır? İncelemeyi yapan uzmanın yeterliliği ve raporun içeriği bilimsel standartlara uygun mudur? Raporda belirtilen eşleştirme noktası sayısı, kesin bir sonuca varmak için yeterli midir? Gerekirse, mahkeme bu konuda ek bir rapor veya farklı bir kurumdan yeni bir inceleme isteyebilir. 2) Diğer Delillerin Güvenilirliğinin Değerlendirilmesi: Mahkeme, sanığın başka bir şehirde olduğunu gösteren delilleri de aynı titizlikle incelemelidir. Tanıklar, sanığın yakını mıdır, yalan söylemek için bir nedenleri var mıdır? Beyanları tutarlı mıdır? Otel kayıtları, sahte veya sonradan düzenlenmiş olabilir mi? Bu kayıtları destekleyen başka deliller (kredi kartı harcaması, yolculuk bileti, o şehirdeki bir kamera kaydı vb.) var mıdır? 3) Çelişkinin Giderilmesi ve 'Şüpheden Sanık Yararlanır' İlkesi: Mahkeme, tüm bu değerlendirmelerden sonra, çelişkiyi kesin olarak bir taraf lehine gideremiyorsa, yani parmak izinin olay yerinde nasıl bulunduğu makul bir şekilde açıklanamıyorsa (örneğin sanığın oraya daha önce gitmiş olması gibi) ve aynı zamanda sanığın başka bir yerde olduğuna dair güçlü deliller varsa, ceza muhakemesinin temel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesini uygulamak zorundadır. Eğer sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanaat oluşmuyorsa, parmak izi deliline rağmen beraat kararı verilmesi gerekir. Bilimsel delil güçlüdür, ancak tek başına, diğer tüm güçlü delilleri ve makul şüpheyi ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.