Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/4595 E. sayılı kararında, davacının ehliyetsizlik iddiası olmasına rağmen, hakkında kısıtlılık kararı değil, sadece 'yasal danışman' atanması kararı bulunmaktadır. Bu durum, davacının dava açma ehliyetini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #260031

Bu durum, davacının dava açma ehliyetini etkiler, ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Kişi hakkında 'kısıtlama' (hacir altına alınma) kararı verilmesi ile 'yasal danışman' atanması arasında önemli hukuki farklar vardır: 1) Kısıtlama (Vasi Atanması - TMK m. 405 vd.): Kişinin fiil ehliyeti kural olarak tamamen kaldırılır. Kısıtlı, kural olarak tek başına hukuki işlem yapamaz; onun adına yasal temsilcisi olan 'vasi' işlem yapar. Dava açma ehliyeti de vasiye aittir. Kısıtlı, vasi olmadan dava açamaz. 2) Yasal Danışman Atanması (TMK m. 429): Bu kurum, kişinin fiil ehliyetini tamamen ortadan kaldırmaz, sadece belirli konularda 'sınırlandırır'. Kişi, kural olarak fiil ehliyetine sahiptir ve tek başına dava açabilir, sözleşme yapabilir. Ancak kanunda sayılan veya hakim tarafından belirlenen belirli önemli işlemleri (taşınmaz alım satımı, dava açma, sulh olma, kefil olma vb.) yapmadan önce 'yasal danışmanın oyunu almak' zorundadır. Yasal danışmanın oyu olmadan yapılan bu işlemler, tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi olabilir. Karardaki olayda, davacıya 'dava açma ve sulh olma' konularında görüşü alınmak üzere yasal danışman atanmıştır. Bu, davacının tek başına dava açamayacağı, ancak yasal danışmanının onayı veya katılımıyla dava açabileceği anlamına gelir. Nitekim kararda, 'davacı ve yasal danışmanın birlikte vekil tayin ettikleri avukatları aracılığıyla eldeki davayı açtıkları' belirtilerek, bu usuli gerekliliğin yerine getirildiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yasal danışman atanması dava ehliyetini yok etmez, sadece onun kullanımını yasal danışmanın onayına bağlayarak sınırlandırır.