TKHK m. 54/3, indirimli satışlarda, malın 'indirimden önceki fiyatının' da etikette gösterilmesini zorunlu kılar ve 'indirimden önceki fiyattan daha düşük fiyatla satışa sunulduğunun ispatı satıcı veya sağlayıcıya aittir' der. Bu hükmün amacı nedir ve 'sahte indirim' uygulamalarını nasıl önlemeyi hedefler?
Bu hükmün temel amacı, tüketicinin aldatılmasını önlemek ve fiyat şeffaflığını sağlayarak, tüketicinin doğru bir karşılaştırma yaparak bilinçli bir karar vermesini temin etmektir. Hüküm, 'sahte indirim' (fictitious pricing) uygulamalarını şu şekilde önlemeyi hedefler: 1) Karşılaştırma İmkanı Sağlama: Etikette hem indirimli fiyatın hem de indirimden önceki fiyatın yer alması, tüketicinin indirimin gerçek oranını ve ne kadarlık bir avantaj elde ettiğini net bir şekilde görmesini sağlar. '100 TL yerine 80 TL' ibaresi, soyut bir '%20 indirim' ibaresinden daha somut ve anlaşılırdır. 2) Fiyatı Şişirip İndirim Yapmayı Engelleme: En yaygın sahte indirim yöntemi, satıcının bir malın normal fiyatını, indirim döneminden hemen önce suni olarak yükseltip, sonra bu şişirilmiş fiyat üzerinden yüksek bir indirim oranı uygulayarak, aslında malı normal fiyatından veya çok az bir indirimle satmasıdır. Örneğin, normalde 100 TL olan bir ürünü 150 TL olarak etiketleyip, sonra %33 indirimle 100 TL'ye satmak gibi. 3) İspat Yükünü Satıcıya Yükleme: Kanun, bu tür aldatmacaları önlemek için kritik bir kural getirmiştir: İndirimden önceki fiyatın, o fiyattan gerçekten satış yapıldığını ispat yükü satıcıya aittir. Yani, bir denetim veya şikayet halinde satıcı, 'indirimden önceki fiyat' olarak etiketlediği fiyattan (örneğin 150 TL), indirim döneminden önceki makul bir süre boyunca gerçekten satış yaptığını (eski faturalar, yazar kasa fişleri, defter kayıtları vb. ile) ispatlamak zorundadır. İspatlayamazsa, aldatıcı ticari uygulamada bulunduğu kabul edilir ve TKHK m. 77 uyarınca idari para cezasıyla karşılaşır. Bu ispat yükü, satıcıları sahte veya şişirilmiş 'önceki fiyat'lar yaratmaktan caydırır.