Bir ceza davasında, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Yıllar sonra, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir davada, önceki hükme aykırı olarak sanığın beraatine karar verilmiş ve bu beraat kararı da kesinleşmiştir. İlk davada mahkum olan sanık, bu durumu bir yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürebilir mi? HMK m. 375/1-ı'da düzenlenen bu sebebin uygulanma koşullarını ve bu durumda hangi hükmün iptal edileceğini Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/663 E., 2017/2150 K. sayılı kararındaki ilkeler ışığında açıklayınız.
Evet, bu durumu bir yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürebilir. Bu hal, HMK m. 375/1-ı'da (veya eski HUMK 445/10) açıkça düzenlenmiştir: 'Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.' Bu sebebin uygulanma koşulları şunlardır: 1. **İki Ayrı Kesinleşmiş Hüküm:** Aynı konuda verilmiş ve her ikisi de kesinleşmiş iki farklı mahkeme hükmü bulunmalıdır. 2. **Hükümler Arasında Çelişki:** İkinci hüküm, birinci hükümle çelişkili, ona aykırı olmalıdır. 3. **Davanın Aynılığı:** Her iki davanın tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olmalıdır (kesin hüküm itirazının şartları). 4. **Kesin Hüküm İtirazının Dikkate Alınmaması:** İkinci davada, davalının birinci davanın varlığını bir kesin hüküm (derdestlik veya kesin hüküm itirazı) olarak ileri sürmemiş olması veya ileri sürmesine rağmen mahkemenin bu itirazı hatalı olarak reddederek esasa girip karar vermiş olması gerekir. Bu durumda, hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi gereği, çelişkili iki kesin hükmün bir arada varlığına izin verilemez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/663 E., 2017/2150 K. sayılı kararında da belirtilen genel ilkeye göre, 'kesin hüküm kamu düzenine' ilişkin olduğundan, bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Yargılamanın iadesi yoluyla iptal edilecek olan hüküm, tarihsel olarak sonraki olan, yani 'ikinci hüküm'dür. Çünkü ilk hüküm verildiği anda hukuka uygun bir kesin hüküm niteliğindeydi ve hukuki istikrarı o sağlıyordu. İkinci hüküm, kesin hüküm kuralını ihlal ederek verildiği için hukuka aykırı olan ve ortadan kaldırılması gerekendir. Dolayısıyla, ilk davada mahkum olan sanık, ikinci beraat hükmüne dayanarak ilk mahkumiyet hükmünün iadesini değil; ikinci davayı kazanan taraf, ilk hükmün varlığına rağmen elde ettiği bu lehe kararın korunması için bir talepte bulunamaz. Hukuk mantığı gereği, sonraki tarihli ve kesin hükmü ihlal eden kararın kaldırılması esastır. Sorudaki senaryoda, ilk davada mahkum olan sanık, ikinci beraat hükmünün varlığına dayanarak ilk mahkumiyetin kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda mahkeme ikinci (beraat) hükmünün varlığını HMK 375/1-ı kapsamında bir iade sebebi kabul ederek ilk mahkumiyet hükmünü kaldırıp, davayı yeniden görecektir.