Bir kadastro davasında mahkeme, HMK m. 259 ve 261'e aykırı olarak, taraf tanıklarını taşınmaz başında değil, duruşma salonunda dinlemiştir. Tanıklar, taşınmazı ve sınırlarını görmeden, soyut ve afaki beyanlarda bulunmuşlardır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/14848 E., 2016/16244 K. sayılı kararı bu durumu nasıl değerlendirmiştir? Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda tanıkların keşif mahallinde dinlenmesinin önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25989

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/14848 E., 2016/16244 K. sayılı kararında, bu durum açık bir usul hatası ve eksik inceleme olarak değerlendirilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararda, 'Duruşmada dinlenen tanıkların afaki olarak verdikleri beyanlar uyuşmazlığın çözülmesinde gözönünde bulundurulamaz.' denilerek, bu şekilde toplanan delilin ispat gücünün olmadığı vurgulanmıştır. Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda (kadastro, tapu iptali, muhdesatın aidiyeti, sınır uyuşmazlığı vb.) tanıkların keşif mahallinde, yani taşınmaz başında dinlenmesinin önemi şuradan kaynaklanmaktadır: 1. **Somutlaştırma:** Tanıkların beyanları, soyut anlatımlar olmaktan çıkar. Tanık, 'şu ağaçtan şu kayaya kadar' gibi somut işaretler göstererek zilyetliğin sınırlarını, kullanım biçimini ve uyuşmazlığa konu yerleri net bir şekilde gösterebilir. Bu durum, beyanın güvenilirliğini ve ispat gücünü artırır. 2. **Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi:** Keşif sırasında bilirkişiler (fen, ziraat, harita mühendisi) de hazır bulunur. Tanıkların gösterdiği yerler, anında bilirkişiler tarafından teknik olarak ölçülüp krokide işaretlenebilir. Bu, tanık beyanının teknik verilerle anında karşılaştırılmasına ve teyit edilmesine olanak tanır. 3. **Çelişkilerin Giderilmesi:** Farklı tanıkların veya yerel bilirkişilerin gösterdiği sınırlar arasında bir çelişki olursa, bu çelişki HMK m. 261 uyarınca yüzleştirme yoluyla hemen orada giderilmeye çalışılabilir. 4. **Hakimin Doğrudan Gözlemi:** Hakim, tanığın anlattığı yerleri bizzat görerek, beyanın arazi yapısıyla, bitki örtüsüyle ve çevresel özelliklerle uyumlu olup olmadığını doğrudan gözlemler. Bu, delillerin serbestçe takdiri ilkesinin (HMK m. 190) en sağlıklı şekilde işlemesini sağlar. Sonuç olarak, taşınmazla ilgili davalarda tanıkların duruşma salonunda dinlenmesi, maddi gerçeğe ulaşmayı imkansız kılacak derecede eksik bir incelemedir ve Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.