HMK m. 282 ve ilgili Yargıtay kararları ışığında, hakimin, çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişi raporu almadan, 'konunun basit ve anlaşılır olduğu' gerekçesiyle kendisinin karar vermesi, hangi koşullarda hukuka uygun olabilir, hangi koşullarda bozma nedeni sayılır?
Bu sorunun cevabı, 'özel ve teknik bilgi'nin ne olduğu ve 'hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi'nin sınırlarının nerede bittiğiyle ilgilidir. HMK m. 266/1, 'Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.' diyerek bu sınırı çizer. Hukuka Uygun Olabileceği Durumlar (İstisnai): Hakimin bilirkişiye başvurmadan karar vermesi, ancak uyuşmazlığın görünüşte teknik olmasına rağmen, çözümünün aslında basit bir mantık yürütme veya herkes tarafından bilinen genel bilgilere dayandığı durumlarda mümkün olabilir. Örneğin; - İki belgedeki imzaların bariz bir şekilde farklı olduğunun çıplak gözle dahi anlaşılabildiği basit bir sahtecilik iddiası. (Ancak en ufak bir şüphede bilirkişiye gidilmelidir.) - Bir ürünün etiketinde '5 kg' yazmasına rağmen, basit bir tartım sonucunda 3 kg geldiğinin tespiti. Bu tür durumlar, özel bir uzmanlık değil, genel hayat tecrübesi ve basit gözlemle çözülebilir. Bozma Nedeni Sayılacağı Durumlar (Kural): Kural olarak, konu en ufak bir uzmanlık veya teknik analiz gerektiriyorsa, bilirkişiye başvurulmaması bozma nedenidir. Örneğin: - Bir imzanın kimin elinden çıktığının grafolojik olarak incelenmesi. - Bir trafik kazasında araçların hızı, fren mesafesi ve kusur oranının tespiti. - Bir binanın depreme dayanıklılığının veya bir duvarındaki çatlağın nedeninin tespiti. - Bir ameliyatta doktor hatası olup olmadığının değerlendirilmesi. - Bir makinenin arızasının üretim hatasından mı, kullanım hatasından mı kaynaklandığının belirlenmesi. Bu gibi konularda, hakimin 'konu basit ve anlaşılır' diyerek kendisinin karar vermesi, HMK m. 266'nın açık ihlalidir ve 'eksik inceleme' nedeniyle mutlak bir bozma sebebidir. Yargıtay kararları, şüphe halinde mutlaka bilirkişiye başvurulması gerektiğini ve bu konudaki takdirin hakim aleyhine, yani bilirkişiye gitme yönünde kullanılması gerektiğini göstermektedir.