TKHK m. 73/A, tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğu dava şartı yaparken, 73/A(2) maddesi '6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz' demektedir. Bu hükmün tüketici açısından anlamı ve sağladığı koruma nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259865

Bu hüküm, tüketiciyi, arabuluculuk sürecine katılmamasının olumsuz sonuçlarından koruyan çok önemli bir güvencedir. Atıf yapılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) m. 18/A(11) fıkrası, dava şartı arabuluculukta, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafın, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile 'yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağını' ve bu taraf lehine 'vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğini' düzenler. Bu, arabuluculuk sürecine katılımı teşvik etmek için getirilmiş bir yaptırımdır. TKHK m. 73/A(2) ise, bu yaptırımın 'tüketici aleyhine' uygulanamayacağını belirtir. Bunun anlamı şudur: 1) Tüketici Toplantıya Katılmazsa: Eğer bir tüketici, geçerli bir mazereti olmaksızın arabuluculuk toplantısına katılmaz ve daha sonra açılan davada haklı çıkarsa, normalde HUAK gereği yargılama giderlerini ödemesi ve lehine vekalet ücreti alamaması gerekirdi. Ancak bu istisna sayesinde, tüketici bu yaptırımlarla karşılaşmaz. Davayı kazanırsa, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini karşı taraftan alabilir. 2) Karşı Taraf (Satıcı/Sağlayıcı) Katılmazsa: Eğer arabuluculuk toplantısına katılmayan taraf satıcı/sağlayıcı ise, HUAK m. 18/A(11)'deki genel kural uygulanır. Yani satıcı/sağlayıcı, sonradan açılan davada haklı çıksa bile, yargılama giderlerinin tamamını ödemek zorunda kalır ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Bu düzenleme, arabuluculuk kurumunun yükünü ve riskini, genellikle daha zayıf konumda olan ve sürece yabancı olabilen tüketiciye yüklememeyi, katılımı teşvik sorumluluğunu ise daha çok kurumsal yapıdaki satıcı/sağlayıcılara bırakmayı amaçlayan, tüketici lehine bir pozitif ayrımcılık örneğidir.