Danıştay 15. Dairesi'nin 2015/5679 E. sayılı kararında, 5233 sayılı Kanun kapsamında terör nedeniyle köye dönememekten kaynaklanan 'süregelen zararlar' için yapılan başvuruda, Danıştay, İdare Mahkemesi'nin 'başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık' sınırlamasını neden hukuka aykırı bulmuştur? Danıştay'ın benimsediği çözümün hukuki dayanağı nedir?
Danıştay'ın bu sınırlamayı hukuka aykırı bulmasının temel nedeni, bu yaklaşımın 'hak arama özgürlüğünü kısıtlaması' ve 'usul ekonomisi ilkesine' aykırı olmasıdır. İdare Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki 'her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde' başvuru şartını, süregelen zararlara da uygulayarak katı bir yorum yapmıştır. Danıştay ise, bu yorumun doğuracağı sakıncaları dikkate alarak daha hakkaniyetli bir çözüm benimsemiştir. Danıştay'ın yaklaşımının hukuki dayanakları şunlardır: 1) Hak Arama Özgürlüğü: Köyüne güvenlik nedeniyle halen dönemeyen ve zararı her gün devam eden bir vatandaştan, her yıl yeniden başvuru yapmasını ve dava açmasını beklemek, hak arama sürecini aşırı derecede zorlaştırır ve külfetli hale getirir. Bu, Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün özünü zedeler. 2) Usul Ekonomisi İlkesi: Her yıl ayrı başvuru ve dava, hem vatandaş hem de yargı için gereksiz masraf ve zaman kaybı demektir. Oysa tek bir başvuru ve davayla, geçmişe dönük birikmiş zararın bütüncül olarak değerlendirilmesi usul ekonomisine daha uygundur. 3) Hakkaniyet: Danıştay, bu nedenlerle, başvuru tarihi itibarıyla geriye doğru, 5233 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddelerle başvuru için tanınan en son tarih olan '30/05/2007' tarihine kadar olan dönemin bir bütün olarak incelenmesinin hakkaniyete daha uygun olacağına karar vermiştir. Bu çözüm, hem kanunun ruhuna hem de adil yargılanma ilkelerine daha uygun bir yaklaşımı temsil etmektedir.