HMK m. 282 gerekçesi, hakimin bilirkişi raporuna uymamasının onu 'ek rapor almak yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırtmak zorunda' bırakmadığını belirtir. Bu durum, HMK m. 281'de düzenlenen 'Bilirkişi raporuna itiraz' hakkını nasıl etkiler? Hakim, tarafların itirazlarına rağmen bu yollara başvurmazsa ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259854

Bu durum, HMK m. 281'de düzenlenen tarafların itiraz hakkını ortadan kaldırmaz, ancak hakimin bu itirazlar karşısındaki pozisyonunu belirler. İlişki şu şekildedir: 1) İtiraz Hakkı Saklıdır: Taraflar, HMK m. 281 uyarınca, bilirkişi raporuna karşı, rapordaki eksikliklerin giderilmesi, belirsizliklerin açıklığa kavuşturulması veya yeni bir bilirkişi atanması talepleriyle itiraz edebilirler. Bu, tarafların en temel usuli haklarından biridir. 2) Hakimin Takdir Yetkisi: Hakimin ek rapor veya yeni inceleme yaptırmak 'zorunda olmaması', bu talepleri otomatik olarak kabul etmek mecburiyetinde olmadığı anlamına gelir. Hakim, tarafların itirazlarını değerlendirir. Eğer itirazları ciddi, makul ve davanın aydınlatılmasına katkı sağlayacak nitelikte bulursa, ek rapor veya yeni inceleme yoluna gidebilir. 3) Gerekçelendirme Yükümlülüğü: Hakimin bu yollara başvurmama kararı, keyfi olamaz. Eğer hakim, tarafların somut ve makul itirazlarına rağmen ek rapor veya yeni inceleme yoluna gitmiyorsa ve mevcut rapora dayanarak veya onun aksine bir karar verecekse, kararının gerekçesinde (Anayasa m. 141, HMK m. 297) tarafların itirazlarını neden yerinde bulmadığını ve neden ek bir incelemeye gerek duymadığını ikna edici bir şekilde açıklamak zorundadır. Aksi takdirde, kararı 'eksik inceleme' ve 'gerekçeli karar hakkının ihlali' nedeniyle Yargıtay tarafından bozulabilir. Özetle, hakimin zorunluluğunun olmaması, itirazları yanıtsız bırakma veya keyfi olarak reddetme hakkı olduğu anlamına gelmez. Takdir yetkisi, gerekçelendirme yükümlülüğü ile dengelenmiştir.