Yargıtay 9. Dairesi’nin 2016/5897 E. sayılı kararında, Anayasa'nın 40. maddesine eklenen 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.' hükmünün gerekçesine atıf yapılmıştır. Bu hükmün temel amacı ve adil yargılanma hakkı ile bağlantısı nedir?
Bu hükmün temel amacı, bireylerin karmaşık ve dağınık mevzuat karşısında hak arama yollarını şaşırmalarını veya bilmemeleri nedeniyle hak kaybına uğramalarını önlemek ve 'mahkemeye erişim hakkı'nı daha etkin hale getirmektir. Bu, adil yargılanma hakkı (Anayasa m. 36) ile doğrudan bağlantılıdır. Bağlantı şu noktalardadır: 1) Mahkemeye Erişimi Kolaylaştırma: Adil yargılanma, öncelikle bir mahkemeye başvurabilmeyi gerektirir. Bir idari işleme karşı hangi mahkemede, ne kadar sürede dava açılacağını bilmeyen bir vatandaşın, bu hakkı fiilen kullanması imkansız hale gelebilir. Bu hüküm, devlete bu bilgiyi vatandaşa sunma pozitif yükümlülüğü getirerek, mahkemeye giden yolu aydınlatır. 2) Hukuki Güvenlik ve Belirlilik: Kural, idari işlemlerin sonuçlarının ve bu sonuçlara karşı gidilebilecek yolların öngörülebilir ve belirli olmasını sağlar. Vatandaş, eline aldığı bir tebligatta ne yapması gerektiğini açıkça görebilmelidir. Bu, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir. 3) Silahların Eşitliği: İdare, genellikle karmaşık hukuki süreçlere ve uzman personele sahip olan güçlü taraftır. Vatandaş ise genellikle bu bilgi ve imkanlardan yoksundur. Bu hüküm, vatandaşa usuli bir bilgi sağlayarak, idare ile arasındaki bu bilgi asimetrisini bir miktar dengelemeyi ve 'silahların eşitliği' ilkesine hizmet etmeyi amaçlar. Danıştay, bu anayasal zorunluluğa uymayan idari işlemlerle ilgili olarak, sürelerin işlemeye başlamayacağı yönünde kararlar vererek, bu hükmü etkili bir güvenceye dönüştürmüştür.