Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1196 E. sayılı kararında, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasında, bedelin belirsiz olduğu durumlarda BK m. 366 (TBK m. 481) gereğince mahalli rayice göre bedelin belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Eğer taraflar arasında 'anahtar teslim 100.000 TL' şeklinde bedelin götürü olarak kararlaştırıldığı bir sözleşme varsa, yüklenici sonradan malzeme fiyatlarının çok arttığını iddia ederek bu kurala dayanıp daha fazla bedel talep edebilir mi?
Hayır, talep edemez. Yargıtay kararında atıf yapılan TBK m. 481 (eski BK m. 366) hükmü, sadece bedelin 'hiç belirlenmediği' veya 'yaklaşık olarak' belirlendiği durumlar için geçerlidir. Taraflar arasında 'anahtar teslim 100.000 TL' şeklinde bir bedel kararlaştırılmışsa, bu, TBK m. 480'de düzenlenen 'götürü bedel'dir. Götürü bedel, işin başında anlaşılan sabit ve kesin bir bedeldir. Götürü bedelin kararlaştırıldığı eser sözleşmelerinde kural olarak, işin yapılması tahmin edilenden daha fazla emek ve masrafı gerektirse bile, yüklenici kararlaştırılan bedelin artırılmasını isteyemez. Malzeme fiyatlarının artması veya işin zorluğunun beklenenden fazla çıkması gibi riskler, kural olarak yükleniciye aittir. Yüklenicinin götürü bedelin artırılmasını talep edebilmesi için, TBK m. 480/2'de düzenlenen 'aşırı ifa güçlüğü' (uyarlama) şartlarının oluşması gerekir. Bunun için de, sözleşme yapılırken taraflarca 'önceden öngörülemeyen veya öngörülmekle birlikte gerçekleşeceği tahmin edilemeyen' olağanüstü durumların (örneğin, ani bir ekonomik kriz, savaş, devalüasyon gibi) ortaya çıkması ve bu durumun işin yapılmasını dürüstlük kuralına göre beklenemeyecek derecede zorlaştırması gerekir. Sadece normal piyasa koşullarındaki malzeme fiyat artışları, bu kurala dayanarak daha fazla bedel talep etmek için yeterli değildir. Dolayısıyla, olayda götürü bedel olduğu için TBK m. 481 değil, m. 480'in katı kuralları uygulanır.