TKHK m. 45'e göre, ön ödemeli konut satışında tüketici, sözleşmeden döndüğünde satıcıya belirli oranlarda 'tazminat' ödemek zorunda kalabilir. Bu 'tazminat'ın hukuki niteliği nedir? Bu bir cezai şart mıdır, yoksa menfi zarar mıdır?
TKHK m. 45'te düzenlenen bu 'tazminat'ın hukuki niteliği, doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, kanunun sistematiği ve amacı dikkate alındığında, bunun bir 'götürü (maktu) menfi zarar tazminatı' olarak nitelendirilmesi daha isabetlidir. Cezai Şart Değildir: Cezai şart (TBK m. 179), borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde ödenmesi kararlaştırılan bir yaptırımdır. Oysa burada tüketici, kanunun kendisine tanıdığı bir 'sözleşmeden dönme' hakkını kullanmaktadır; bir borcu ihlal etmemektedir. Kanuni bir hakkın kullanılması, cezai şartı tetiklemez. Ayrıca TKHK, genellikle tüketici aleyhine olan cezai şartlara karşı koruyucu bir tutum sergilemektedir. Menfi Zarar Niteliği: Bu tazminat, daha çok satıcının, sözleşmenin geçerli olduğuna güvenerek yaptığı masrafların ve o daireyi başka birine satma fırsatını kaçırması nedeniyle uğradığı zararın (menfi zarar) kanun tarafından önceden belirlenmiş, götürü bir karşılığıdır. Satıcı, bu oranlar dışında, daha fazla zarar ettiğini iddia ederek ek bir tazminat talep edemeyeceği gibi, tüketici de satıcının zararının bu oranlardan daha az olduğunu iddia ederek daha az ödeme teklif edemez. Kanun koyucu, ispat zorluklarını ve uzun yargılamaları önlemek için, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı zaman dilimine göre artan oranlarda, sabit bir tazminat belirlemiştir. Bu, hem tüketicinin keyfi olarak sözleşmeden dönmesini bir miktar zorlaştırarak satıcıyı korumayı, hem de tüketicinin ne kadar bir bedelle karşılaşacağını önceden bilmesini sağlayarak hukuki güvenlik sunmayı amaçlayan bir denge hükmüdür.