Bir daire sahibi, riskli yapı tespiti yapılan binasını 6306 sayılı Kanun kapsamında tahliye etmiştir. Ancak kira yardımı başvurusunu, tahliyeden 1.5 yıl sonra yapmıştır. Davalı idare, bu başvuruyu o yılki Kira Yardımı Kılavuzu'nda yer alan 'ikamet şartı'na uymadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Danıştay 12. Dairesi'nin 2016/7642 E. sayılı kararında, bu ret işleminin neden hukuka aykırı bulunabileceğine dair bir ipucu bulunmaktadır (karar süre aşımından bozulsa da esasa ilişkin ilk mahkeme kararı bu yöndedir)?
Danıştay 12. Dairesi'nin 2016/7642 E. sayılı kararı, davayı süre aşımı yönünden bozmuş olsa da, ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin gerekçesi, bu tür bir ret işleminin neden hukuka aykırı bulunabileceğine dair önemli bir ipucu vermektedir. İlk derece mahkemesi kararının temel mantığı, idare hukuku ve kazanılmış haklara saygı ilkesine dayanır. Buna göre: 1) Hukuki Durumun Doğduğu An: Bir kişinin bir haktan yararlanma koşulları, o hakkı doğuran işlemin veya eylemin gerçekleştiği tarihteki mevzuata göre belirlenir. Olayda, daire sahibinin kira yardımı hakkı, 'binasını riskli yapı olması nedeniyle tahliye ettiği' anda doğmuştur. 2) Uygulanacak Mevzuat: Dolayısıyla, daire sahibinin kira yardımı talebinin, binayı tahliye ettiği tarihte yürürlükte olan mevzuata (o yılki Kira Yardımı Kılavuzu'na) göre değerlendirilmesi gerekir. 3) Geriye Yürümezlik İlkesi: İdare, daha sonra yürürlüğe koyduğu ve daha kısıtlayıcı şartlar (örneğin 'ikamet şartı') getiren yeni bir kılavuzu, geçmişte hak kazanmış bir kişiye uygulayamaz. Bu, idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesine ve hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır. Olayda, İdare Mahkemesi, davacının binasını tahliye ettiği 2014 yılında yürürlükte olan kılavuzda 'ikamet şartı' bulunmadığını, idarenin ise başvuruyu daha sonra yürürlüğe giren ve bu şartı getiren 2015 yılı kılavuzuna göre reddettiğini tespit etmiştir. Bu nedenle, işlemi, uygulanması gereken mevzuatı yanlış belirlediği ve kazanılmış hakları ihlal ettiği gerekçesiyle hukuka aykırı bulmuştur. Danıştay kararı usulden (süre aşımı) bozma olsa da, bu esasa ilişkin mantık, idare hukukunun temel prensiplerine uygundur.