HMK m. 282, hakime bilirkişinin oy ve görüşünü serbestçe değerlendirme yetkisi verirken, aynı Kanun’un 266. maddesi, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulabileceğini düzenler. Hakimin, bariz bir şekilde özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda (örn. bir ameliyattaki tıbbi kusurun tespiti) hiç bilirkişiye başvurmadan, sadece dosyadaki diğer delillere dayanarak karar vermesi mümkün müdür? Bu durumun hukuki sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259839

Hayır, hakimin bariz bir şekilde özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda hiç bilirkişiye başvurmadan karar vermesi mümkün değildir. Bu durum, HMK m. 266'nın ihlali anlamına gelir ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni sayılır. HMK m. 282'deki 'serbestçe değerlendirme' yetkisi, ancak usulüne uygun olarak bir bilirkişi raporu alındıktan sonra devreye giren bir yetkidir. HMK m. 266 ise, bu yetkinin kullanılabilmesinin ön şartını düzenler. Eğer bir uyuşmazlığın çözümü, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenemiyorsa, hakim bilirkişiye başvurmak 'zorundadır'. Bu, hakimin takdirinde olan bir durum değil, usuli bir yükümlülüktür. Bir ameliyattaki tıbbi kusurun (malpraktis) tespiti, tıp biliminin özel ve teknik bilgisini gerektirir. Bir hakimin, hangi tıbbi müdahalenin tıp biliminin standartlarına uygun olup olmadığını, hangi komplikasyonun öngörülebilir olduğunu, hangi uygulamanın bir hekim hatası olduğunu kendi başına, tanık beyanları veya hasta dosyasına bakarak tespit etmesi imkansızdır. Bu konuda bilirkişiye (genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından oluşan bir heyet) başvurmadan karar vermesi, 'eksik inceleme' ve 'hukuka aykırı karar' teşkil eder. Davanın tarafları talep etmese bile, hakim bu durumu re'sen gözeterek bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Aksi takdirde verilen karar, kanun yolu denetiminde mutlaka bozulacaktır.