CMK m. 286/3, bazı suçlar (örn. örgüt üyeliği, halkı kin ve düşmanlığa tahrik) için verilen BAM kararlarının, m. 286/2'deki sınırlara bakılmaksızın temyiz edilebileceğini düzenler. Bu düzenleme, Anayasa'nın 10. maddesindeki 'eşitlik ilkesi' açısından bir sorun teşkil eder mi?
Bu düzenlemenin, Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi açısından bir sorun teşkil ettiği söylenemez. Eşitlik ilkesi, 'hukuken aynı durumda olanlara' aynı kuralların uygulanmasını, farklı durumlarda olanlara ise farklı kuralların uygulanabilmesini gerektirir. Mutlak bir eşitlik değil, 'hukuki durumda eşitlik' aranır. CMK m. 286/3'te sayılan suçlar, nitelikleri itibarıyla diğer suçlardan farklı bir konumdadır. Bu suçların ortak özellikleri şunlardır: 1) İfade Özgürlüğü ile Yakın İlişki: Birçoğu (hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suçu ve suçluyu övme vb.) doğrudan ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilgilidir ve bu sınırların belirlenmesinde yüksek mahkeme içtihadı büyük önem taşır. 2) Kamu Düzeni ve Devlet Güvenliği: Diğer bir kısmı ise (silahlı örgüt, devletin egemenlik alametlerini aşağılama vb.) doğrudan devletin güvenliği ve anayasal düzenle ilgilidir. Bu suçların unsurlarının yorumlanması, ülke genelinde bir tutarlılık gerektirir. Kanun koyucu, bu suçların hassasiyeti, toplumsal etkileri ve temel haklarla olan yakın ilişkisi nedeniyle, bu suçlardan yargılanan kişileri, diğer suçlardan yargılanan kişilerden 'farklı bir hukuki durumda' kabul etmiştir. Bu farklılığa dayanarak, bu suçlarda hukuki denetimin en üst seviyede (Yargıtay düzeyinde) yapılmasını ve ülke genelinde içtihat birliğinin sağlanmasını, diğer suçlara göre daha önemli görmüştür. Bu amaç, 'haklı bir nedene' dayandığı için, yapılan bu farklı düzenleme, Anayasa'daki eşitlik ilkesine bir aykırılık oluşturmaz. Bu, 'nesnel ve makul bir gerekçeye dayanan' bir farklılaştırmadır.