HMK m. 282, hakimin bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini belirtir. Hakimin özel ve teknik bilgi gerektiren bir konuda, dosyada başka hiçbir delil yokken, sadece 'hayatın olağan akışına aykırı olduğu' gerekçesiyle bilirkişi raporunun aksine karar vermesi mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259834

Bu durum oldukça istisnai olmakla birlikte, teorik olarak mümkündür ancak pratikte çok zordur ve hakimin çok güçlü ve ikna edici bir gerekçe sunmasını gerektirir. Hakimin 'hayatın olağan akışı'na dayanarak bilirkişi raporundan ayrılabilmesi için, bilirkişinin vardığı teknik sonucun, genel yaşam tecrübeleri ve mantık kurallarıyla açıkça çelişiyor olması gerekir. Örneğin; bir inşaat mühendisi bilirkişi, bir binanın temelinin sadece 10 cm derinliğinde olduğunu ve bunun yeterli olduğunu rapor etse, hakim, özel bir teknik bilgisi olmasa da, bunun hayatın olağan akışına, genel tecrübelere ve asgari mantık kurallarına aykırı olduğunu belirterek bu raporu kabul etmeyebilir. Çünkü bu sonuç, sadece teknik bir veri değil, aynı zamanda sağduyuya da aykırıdır. Ancak, bu örnekteki gibi bariz bir mantıksızlık veya akıl dışılık durumu yoksa, hakimin sadece kendi soyut 'hayatın olağan akışı' yorumuna dayanarak, teknik verilere dayalı bir bilirkişi raporunu reddetmesi, HMK m. 282'deki takdir yetkisinin keyfi kullanılması anlamına gelir. Özellikle karmaşık ve uzmanlık gerektiren konularda (örneğin, bir tıbbi malpraktis davasında doktorun kusurunun tespiti, bir patent ihlalinde tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığı gibi), hakimin 'hayatın olağan akışı' gerekçesiyle rapordan ayrılması neredeyse imkansızdır. Bu gibi durumlarda, raporda bir şüphe varsa başvurulacak yol, HMK m. 281 uyarınca ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi istemektir.