HMK m. 261/1, tanıkların 'ayrı ayrı' dinlenmesini emreder. Bir davada mahkeme, zaman kazanmak amacıyla, farklı olaylara tanıklık etmiş ancak aynı davada dinlenecek olan iki tanığı, birbirlerinin beyanlarını duymayacak şekilde, aynı anda farklı katiplere beyan verdirerek dinlemiştir. Bu usul, HMK m. 261'e uygun mudur? Maddenin lafzı ve ruhu açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25983

Bu usul, HMK m. 261'in lafzına ve ruhuna aykırıdır. Maddenin amacı sadece tanıkların birbirlerinin beyanlarından etkilenmesini önlemek değildir; aynı zamanda hakimin, tanığın beyanını verirkenki hal ve tavırlarını, samimiyetini, tereddütlerini doğrudan gözlemleyerek beyanın güvenilirliği hakkında bir kanaat oluşturmasını sağlamaktır. Bu, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesinin bir gereğidir. HMK m. 261/1'deki 'ayrı ayrı dinlenir' ve 'hâkim tarafından ... dinlenir' ifadeleri, her tanığın hakim huzurunda, tek tek dinlenmesi gerektiğini ifade eder. Tanığın beyanını katibe yazdırması ve hakimin bu sürece doğrudan nezaret etmemesi, tanıklığın delil niteliğini zayıflatır. Hakim, tanığın beyanının zapta doğru geçirilip geçirilmediğini, tanığın anlatımındaki vurguları, tereddütleri veya çelişkileri anlık olarak tespit edemez. Ayrıca, HMK m. 261/3 uyarınca hakimin, tanık sözünü bitirdikten sonra açıklayıcı sorular sorma imkanı da fiilen ortadan kalkar. Dolayısıyla, mahkemenin 'zaman kazanma' gibi pratik bir gerekçeyle uyguladığı bu yöntem, tanıklık delilinin toplanmasına ilişkin temel usul kurallarını ihlal eder. Bu durum, delillerin usulüne uygun toplanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkını zedeler ve temyiz aşamasında bir bozma nedeni teşkil edebilir.