HMK m. 282'ye göre hakim, bilirkişinin görüşünü diğer delillerle serbestçe değerlendirir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin eser sözleşmesine ilişkin 2017/2390 E. sayılı kararında, mahkemenin çelişkili bilirkişi raporları arasında tercih yaparken gerekçe göstermemesi bozma nedeni sayılmıştır. Hakimin bu takdir yetkisi, neden ehliyetsizlik iddialarının incelendiği davalara (örn. Yargıtay 1. HD kararları) göre daha geniş veya farklı yorumlanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259829

Hakimin takdir yetkisinin bu iki dava türünde farklı yorumlanmasının nedeni, uyuşmazlıkların niteliği ve bilirkişinin rolündeki farklılıktır. Ehliyetsizlik Davaları: Bu davalarda uyuşmazlığın çözümü, neredeyse tamamen özel ve teknik bir bilgiye, yani tıp bilimine dayanır. Bir kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığı, hakimin genel hukuk bilgisiyle veya diğer delillerle (tanık beyanı vb.) kesin olarak tespit edebileceği bir konu değildir. Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu gibi yetkin bir uzman kurumun raporu, davanın kaderini belirlemede çok büyük bir ağırlığa sahiptir. Hakimin bu rapordan ayrılması için çok güçlü ve somut gerekçeler (örneğin, raporun dosyadaki diğer tıbbi belgelerle çelişmesi) sunması gerekir. Burada bilirkişi, adeta bir 'vakıa tespitçisi' rolündedir. Eser Sözleşmesi Davaları (İmalat Eksikliği/Değeri vb.): Bu davalarda bilirkişi, genellikle yapılan işin sözleşmeye uygunluğunu, eksikliklerin mali değerini veya imalat bedelini hesaplar. Bu tespitler teknik bilgi gerektirse de, sonuçları genellikle parasal bir değerdir. Hakim, bu parasal değeri, dosyadaki diğer delillerle (tarafların ticari defterleri, faturalar, tanık beyanları, piyasa koşulları) daha rahat bir şekilde karşılaştırabilir ve değerlendirebilir. Örneğin, bilirkişi bir işin bedelini 100.000 TL olarak hesaplasa da, taraflar arasında 80.000 TL'lik bir fatura varsa ve bu defterlere işlenmişse, hakim bu kesin delile dayanarak bilirkişi raporundan daha kolay ayrılabilir. Burada bilirkişi daha çok bir 'hesap uzmanı' veya 'teknik değerlendirmeci' rolündedir. Sonuç olarak, ehliyetsizlik davalarında bilirkişi raporu uyuşmazlığın özünü oluştururken, eser sözleşmesi davalarında genellikle uyuşmazlığın parasal boyutunu aydınlatır. Bu nedenle, hakimin takdir yetkisi ikinci tür davalarda, diğer delillerin varlığına bağlı olarak daha geniş bir uygulama alanı bulabilir. Ancak her iki durumda da takdir yetkisinin gerekçeli olması esastır.