TKHK m. 73/A, tüketici mahkemelerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvuruyu 'dava şartı' haline getirmiştir. Ancak 'Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar' bu kuraldan istisna tutulmuştur. Bu istisnanın getirilme amacı nedir ve bir tüketici, değeri hakem heyeti sınırının altında kalan bir uyuşmazlık için doğrudan tüketici mahkemesinde dava açmak isterse ne olur?
Bu istisnanın getirilme amacı, tüketici hakem heyetlerinin (THH) zaten kendilerinin bir 'alternatif uyuşmazlık çözüm mercii' olması ve küçük meblağlı uyuşmazlıkları hızlı, basit ve masrafsız bir şekilde çözmeyi hedeflemesidir. THH'ler, tüketiciler için adeta bir 'doğal arabulucu' işlevi görmektedir. Bu sisteme ek olarak, bir de zorunlu arabuluculuk şartı getirmek, küçük uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatacak, karmaşıklaştıracak ve tüketicinin adalete erişimini zorlaştıracaktır. Kanun koyucu, bu nedenle, zaten basit bir çözüm yolu olan THH sürecini, ek bir arabuluculuk prosedürüyle yavaşlatmamak için bu istisnayı getirmiştir. Bir tüketici, değeri THH görev sınırı altında (2024 yılı için 104.000 TL) kalan bir uyuşmazlık için doğrudan tüketici mahkemesinde dava açmak isterse, davası usulden reddedilir. Ancak bu ret sebebi arabuluculuğa başvurmamış olması değil, HMK m. 114 ve TKHK m. 68 uyarınca, THH'ye başvurunun bu tür uyuşmazlıklar için zorunlu olmasıdır. Yani, THH görev sınırındaki uyuşmazlıklarda, THH'ye başvuru da bir nevi 'dava şartı' niteliğindedir. Tüketici mahkemesi, 'dava, görevli olan tüketici hakem heyetine başvurulmadan açılmıştır' diyerek HMK m. 115/2 uyarınca davayı usulden reddedecektir.