Danıştay 6. Dairesi'nin 2012/3617 E. sayılı kararında, bilirkişi raporunun sonuç kısmında 'kamu yararına olduğu' yönünde görüş bildirilmesine rağmen, mahkemenin bu sonuca dayanarak davayı reddetmesi neden Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur? Bu, bilirkişinin yetki sınırları hakkında neyi göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259807

Bu durumun hukuka aykırı bulunmasının sebebi, bilirkişinin kendi uzmanlık alanının dışına çıkarak hukuki bir değerlendirme yapmış olması ve mahkemenin de bu hukuki değerlendirmeyi esas almasıdır. Bilirkişinin görevi (HMK m. 266), çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkemeye bilimsel ve teknik veri sunmaktır. Bilirkişi, maddi vakıaları tespit eder ve bu vakıaları kendi uzmanlık alanının bilgileriyle yorumlar. Karardaki olayda bilirkişi, imar planlarının üst ölçekli plana ve planlama ilkelerine aykırı olduğuna dair teknik tespitler yapmıştır. Bu, bilirkişinin yetkisi dahilindedir. Ancak raporun sonuç kısmında, mülk sahiplerinin çoğuyla anlaşılmış olması ve inşaata başlanmış olması gibi fiili durumları gerekçe göstererek planların 'kamu yararına uygun olduğu' şeklinde bir görüş bildirmiştir. 'Kamu yararı'nın bulunup bulunmadığı, teknik bir tespit değil, idari yargı hakiminin tüm dosya kapsamını, mevzuatı ve idare hukuku ilkelerini dikkate alarak yapacağı hukuki bir değerlendirme ve takdirdir. Bilirkişi, hakimin yerine geçerek hukuki bir niteleme yapamaz. Mahkemenin yapması gereken, bilirkişinin teknik tespitlerini (planın üst ölçekli plana aykırı olduğu tespiti gibi) dikkate alarak, bu tespitler ışığında kamu yararı bulunup bulunmadığına kendisinin karar vermesidir. Mahkemenin, rapordaki teknik aykırılık tespitlerini göz ardı edip, bilirkişinin yetkisini aşarak yaptığı 'kamu yararı vardır' şeklindeki hukuki görüşüne dayanarak davayı reddetmesi, hem bilirkişinin yetki aşımını benimsemesi hem de kendi yapması gereken hukuki değerlendirmeyi yapmaması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.