Danıştay 3. Dairesi'nin 2014/5292 E. sayılı kararında, idare mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine dosyayı devralan vergi mahkemesinin, davayı süre aşımı nedeniyle reddetmesi, AİHS m. 6 (adil yargılanma hakkı) ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu karara göre, görevli mahkemenin belirlenmesindeki belirsizliğin riski kime ait olmalıdır ve neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259806

Bu karara göre, görevli mahkemenin belirlenmesindeki belirsizliğin riski, yargı sistemine ve devlete aittir; vatandaşa yükletilemez. Danıştay, bu sonuca varırken AİHM'in 'mahkemeye erişim hakkı' konusundaki içtihatlarını esas almıştır. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı, kişilerin dava açmasının aşırı şekilci veya katı kurallarla engellenmemesini gerektirir. Karardaki olayda, davacı dava açma süresi içinde bir yargı merciine (idare mahkemesine) başvurarak hakkını arama iradesini ortaya koymuştur. Davanın idare mahkemesinin mi yoksa vergi mahkemesinin mi görevine girdiği hususu, bizzat idare mahkemesi tarafından dahi ilk başta tespit edilememiş ve dava esastan reddedilmiş, sonrasında Danıştay tarafından görev yönünden bozulmuştur. Bu kadar teknik ve tartışmalı bir görev konusunu, bir vatandaştan hatasız bir şekilde bilmesini beklemek ve onun hatası nedeniyle davasını süre aşımından reddetmek, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeler. Danıştay'a göre, davacı süresi içinde yargı yoluna başvurduktan sonra, dosyanın görevli mahkemeye ulaşmasındaki gecikme veya yanlış mahkemeye açılmış olması, onun aleyhine yorumlanamaz. Bu muğlaklığın faturası davacıya kesilemez. Bu nedenle, ilk davanın süresinde açılmış olması yeterli kabul edilmeli ve görevli vergi mahkemesi işin esasını incelemelidir. Süre aşımı kararı, bu gerekçeyle AİHS m. 6'nın ihlali niteliğinde görülmüştür.