Bir şirketin marka hakkını ihlal eden ve haksız rekabet oluşturan içeriklerin yer aldığı bir internet sitesine karşı, şirket 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanarak Sulh Ceza Hakimliğinden erişimin engellenmesini talep etmiştir. Sulh Ceza Hakimliği bu taleple ilgili görevli midir? Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2018/8236 K. sayılı kararında, 'kişilik hakkı' ile 'marka hakkı' arasındaki ayrım bu görev uyuşmazlığını çözmede nasıl kullanılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #25978

Hayır, Sulh Ceza Hakimliği bu taleple ilgili görevli değildir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2018/8236 K. sayılı kararında bu konu net bir şekilde açıklanmıştır. Karara göre, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, sadece 'kişilik haklarının' ihlali durumunda uygulanabilecek özel bir usul öngörmektedir. Sulh Ceza Hakimliğinin görev alanı bu madde ile sınırlıdır. 'Kişilik hakkı' ile 'marka hakkı' arasındaki temel ayrım şudur: * **Kişilik Hakkı:** Kişinin şeref, haysiyet, onur, özel yaşam, isim, resim gibi şahıs varlığına ilişkin, parayla ölçülemeyen manevi değerlerini kapsar. (TMK m. 24-25) * **Marka Hakkı:** Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenen, ticari bir değeri olan, malvarlığına ilişkin bir haktır. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet, ticari ve ekonomik nitelikte uyuşmazlıklardır. Yargıtay kararında, 5651 sayılı Kanun'da korunan temel hakkın 'kişilik hakkı' olduğu, malvarlığı haklarından olan 'marka hakkı' ihlallerinin bu kapsama girmediği vurgulanmıştır. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'dir (veya bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemesi). Dolayısıyla, Sulh Ceza Hakimliğinin, talebin konusunun kendi görev alanına girmediği gerekçesiyle 'görevsizlik' kararı vermesi veya başvuruyu reddetmesi hukuka uygundur. Şirketin, doğru yargı yolu olan hukuk mahkemelerine başvurması gerekmektedir.