HMK madde 282'ye göre, bir uyuşmazlıkta ehliyetsizlik ve muris muvazaası gibi birden fazla hukuki nedene dayanılması durumunda, yargılama usulü açısından hangi ilke benimsenmektedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki kararlarıyla bağlantısını açıklayınız.
HMK madde 282 emsal kararlarında (örn. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/12799 E., 2018/11037 K. sayılı kararı), bir davada dayanılan maddi olaylar bakımından 'birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı' belirtilmiştir. Bu ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.4.1990 gün ve 1990/1–152, 1990/236 sayılı kararında da vurgulanmıştır. Özellikle ehliyetsizlik gibi kamu düzeniyle ilgili bir nedenin varlığı halinde, mahkemenin öncelikle bu neden üzerinde durması gerektiği kuşkusuzdur. Çünkü ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin (muris muvazaası, hile vb.) incelenme gereği ortadan kalkacaktır. Bu, yargılama ekonomisi ve hukuki hiyerarşi açısından önemli bir ilkedir; dava dilekçesindeki maddi vakıaların birden fazla hukuki sebeple ilişkilendirilebileceği ve mahkemenin hukuki vasıflandırmayı yapma yetkisine (HMK m. 33) sahip olduğu prensibini yansıtır.