6502 sayılı TKHK'nın genel esaslar bölümündeki (Madde 4) 'Tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır' hükmünün (f. 6) tüketici hukukundaki temel amacını ve ticari hayattaki yansımalarını değerlendiriniz.
6502 sayılı TKHK'nın 4. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan 'Tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır' hükmü, tüketicinin ekonomik çıkarlarını korumayı amaçlayan önemli bir düzenlemedir. Adi kefalet (TBK m. 585), alacaklının borçluya karşı takip yollarını tüketmeden kefile başvuramadığı bir kefalet türüdür. Bu hüküm, tüketicinin kredi veya taksitle satış gibi işlemlerde verdiği kişisel teminatların (örn. kefalet) niteliğini 'müteselsil kefalet'ten (alacaklının borçluya veya kefile dilediği gibi başvurabildiği) adi kefalete dönüştürür. Bu sayede, tüketici, asıl borçlu ifa etmeden doğrudan kendisine başvurulması riskine karşı korunmuş olur. Ticari hayatta, bu düzenleme, özellikle finansal kuruluşların tüketiciden talep ettiği teminatların niteliğini sınırlayarak, tüketicinin daha ağır yükümlülükler altına girmesini engeller ve adil bir denge kurmayı hedefler. Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatların ise diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılması, tüketici lehine bir eşitsizlik yaratır.