Yargıtay içtihatlarında (HMK 282 emsal kararları) ehliyetsizlik nedeniyle bir hukuki işlemin iptali talep edildiğinde, iyiniyetli üçüncü kişilerin korunup korunmayacağı hususu nasıl değerlendirilmektedir? Bu ilkenin Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ile ilişkisini açıklayınız.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin HMK 282 emsal kararlarında (örn. 2016/12799 E., 2018/11037 K.), ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağı belirtilmiştir. Bu durumun doğal sonucu olarak, 'karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz' ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke, 11.6.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da aynen benimsenmiştir. Temel dayanak, Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesidir ki, bu maddeye göre ayırt etme gücü olmayan kişinin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Dolayısıyla, ehliyetsizlik halinde işlem mutlak butlanla geçersiz sayılır ve iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımları genel olarak korunmaz; tapu sicilinin aleniyeti ve iyiniyet ilkesinin istisnai durumlarından biridir bu. Bu durum, hukuki güvenliğin bir yönü olan sözleşme serbestisi ve geçerliliği ilkesinin, kişisel ehliyetin temelden yoksunluğu karşısında geri plana düşmesini ifade eder.