HMK madde 282 bağlamında 'bilirkişinin oy ve görüşünün serbestçe değerlendirilmesi' ilkesi, hâkimin bilimsel ve teknik konularda bilirkişinin uzmanlığına rağmen kendi vicdani kanaatiyle karar verebilmesini nasıl sağlamaktadır? Bu serbesti, hâkimin keyfi davranışı anlamına gelir mi? Gerekçeli karar ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #259760

HMK madde 282'ye göre, hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bu ilke, hâkimin bilimsel veya teknik konularda bilirkişinin uzmanlığına tabi olmadığını, aksine bilirkişi raporunu diğer tüm delillerle (tanık beyanları, belgeler, keşif tutanakları vb.) bir bütün olarak ele alıp kendi vicdani kanaatiyle sonuca ulaşabileceğini ifade eder. Ancak bu serbesti, hâkimin keyfi davranışı anlamına gelmez. Hâkim, bilirkişi raporundaki özel ve teknik bilgilerden hareketle dahi raporun sonucunun yanlış olduğu kanısına varırsa, gerekçelerini açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu, Anayasanın 141. ve HMK'nın 297. maddelerinde düzenlenen gerekçeli karar ilkesinin bir gereğidir. Hâkimin gerekçeli kararında, bilirkişinin görüşlerinden neden ayrıldığına dair somut ve hukuki dayanaktan yoksun olmayan açıklamalar bulunmalıdır. Bu denge, yargı bağımsızlığını ve hukuk devleti ilkesini korurken, yargılamanın hakkaniyetini de sağlamayı amaçlar.